Atatürk’ün evine giderken

0
459

Selanik’te sıcak bir ağustos günü; gölgede sıcaklık 40 dereceyi buluyor. Atatürk’ün evine gitmek için yola çıkıyoruz. Heyecanlıyım. Yunan arkadaşım Alexander daha önceden görmüş Ata’mızın evini. Heyecanımı anlamlandırmaya çalışıyor. Garip bir duygu var içimde kelimelerle anlatılamayacak şeyler vardır ya aynı onlardan.

Thermaikos denilen yerde konaklıyordum arkadaşımla beraber. Evden dışarı çıktık; aktarmalı ulaşımla Atatürk’ün evine ulaşmaya çalışacağız. Selanik’te ulaşım çok koordine ve ucuz. Öğrenci olarak alacağınız 25 sentlik bir biletle 1 saat içinde en fazla 4 farklı ulaşım aracını kullanabiliyorsunuz. Bizde ki karşılığı 40 YKr gibi bir şey. Türkiye’deki ulaşım çilesi ve fiyatlarıyla karşılaştırma yapılamaz bile. Aynı zamanda 1 Avro’ ya alacağınız 24 saatlik biletlerle sınırsız olarak ulaşımı kullanmanız da mümkün. Selanik Tren İstasyonu’na geldik. Burası bir aktarma noktası. Selanik Tren İstasyonu Balkanlar’ın en önemli istasyonlarından birisi. Avrupa’yı Anadolu’ya bağlarken, doğu Avrupa uluslarının geçiş noktalarından biri olmuş. İstasyonun önü oldukça kalabalık ellerinde bavul ve çantalarıyla dolaşan ve yer arayan o kadar çok insan var ki. Giriş kapılarının her iki yanında Türkiye ile eşdeğer seyyar satıcılarla karşılaşmak mümkün. Bizde ki gevreğe benzer susamlı ama tadı çok değişik olan ürünler pek de sağlıklı olmayan koşullarda satılıyor.

İstasyonun önünde sıralanmış belediye otobüslerinden hangisine bineceğimize karar veremedik. Alexander’da Atatürk’ün evine uzun yıllar önce gitmiş, yerini hatırlayamadı. Tahminlerimiz üzerine bir otobüse bindik ve otobüste oturan bir kadına gideceğimiz yeri söyledik. Alexander ve kadın Yunanca bir şeyler konuşarak bana baktılar. Kadın Türk olup olmadığımı sormuş. Yunanlılar Atatürk’e hiçbir zaman “Atatürk” demiyorlar. Sadece ve sadece “Mustafa Kemal” diyorlar. Bazen de sonuna “Paşa” ekliyorlar. Güler yüzlü kadın ineceğimiz durakta bizimle indi bize yolu tarif ettikten sonra bir başka otobüse binerek gideceği yere doğru yol aldı. Kadının yaptığı yardımseverlik hoşuma gitti. Otobüsten inerek yardımcı olmaya çalışması gerçekten güzel bir davranıştı.

Yürümeye koyulduk tekrardan. Önce güzel bir kilise çıktı karşımıza. İçine girip ziyaretçi defterine bir şeyler iliştirdim. Defteri karıştırdığımda benden önce de fazlaca Türk’ün gelip burayı ziyaret ettiğini öğrenmiş bulundum. Kilisenin içinde birkaç fotoğraf çektikten sonra yolumuza devam ettik. Uzun ve geniş bir caddede yürümeye koyulduk.

Yüksek ve modern apartmanların olduğu bu cadde de bir an Alexander durdu. Ne oluyor gibisinden suratına baktım. Sola baksana dedi. Soluma döndüm. Kısa süreli şokun ardından; etrafı yüksek duvarlarla ve tel örgülerle çevrili “Türkiye Cumhuriyeti Selanik Başkonsolosluğu” yazısıyla karşılaştım.

Atatürk’ün evine gelmiştik. Hala şoku üzerimden atlatmaya çalışırken evin sağına soluna bakmaya çalışıyordum. Ev büyük bir bahçe içinde büyük apartmanların gölgesi altında kalmış. Aynı avluda bir başka bina mevcut. Bu binada konsolosluk olarak faaliyet gösteriyor. İçeri hemen girip girmeyeceğimizi soran Alexander’a öncelikle binanın çevresini görmek istediğimi söyledim. Karşımıza çıkan ilk sokaktan sola dönerek Atatürk Evi’nin geçmişte asıl giriş kapısı olarak kullanılan kısmının önüne geldik. Çevrede arabalar park etmiş kahvehanelerde yaşlılar bir şeyler içiyorlardı. Elimdeki fotoğraf makinesi ile evin her yanını ölümsüzleştirirken, kahvehanede oturan insanlar bana bakıyorlardı. İlkokul kitaplarında gördüğüm pembe ev karşımda duruyordu. Gayet de bakımlıydı. Evin etrafını tavaf ettikten sonra, Konsolosluğun giriş kapısındaki zile bastık. Megafondan biri seslendi.

“Kim o?”

“Merhaba ben Türkiye’den geliyorum, evi gezmek istiyorum.”

“Tamam, biraz beklemenizi rica edeceğim hemen geliyorum.”

Megafondaki bu kibar sesin sahibi az sonra güvenlik kordonuyla abluka altına alınmış demir kapıyı açtı. Merhaba diyerek uzun süredir bulunduğum Yunanistan’da Türkçe konuşmanın tadını çıkarıyordum. Yurtdışında kendi dilinden birileriyle konuşmanın tadı gerçekten çok farklı. Konsolosluk görevlisi kimliklerimizi istedi ve ondan sonra x-ray cihazından bizi geçirerek avluya aldı. Kısa bir konuşmayla nereden geldiğimizi, Türkiye’ye dair bir şeyler anlatmamı isteyerek içindeki Türkiye sevgisini hissettirdi. Daha sonra konsolosluk görevlilerinden birini bize yollayarak görevli eşliğinde evi dolaşabileceğimizi söyleyerek yanımızdan ayrıldı.

Diğer görevli yanımıza gelerek bizlere evin kısa bir tarihini anlatan “Atatürk Evi” kitapçığını verdi. Ardından evin geçmişte kiler olarak kullanılan kısmından içeri girdik. İçimdeki heyecan kat sayısı artmaya devam ediyordu. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Atatürk’ün dünyaya geldiği evin içindeydim artık. Merdivenlerden yukarıya çıkarak evin bölümlerini görmeye koyulduk. Görevli kısa bir sohbetin ardından anlatmaya başladı:

“Atatürk doğumundan yedi yaşına kadar bu evde yaşamıştır. Babasının ölümünün ardından annesi ile dayısının çiftliğine gittiğinden dolayı bu evden ayrılmışlardır. Ev Mustafa Kemal ve ailesinin evden ayrılmasının ardından bir Yunan aile tarafından kullanılmış, büyük ölçüde tahrip edilerek iç düzeni değiştirilmiştir. Cumhuriyet kurulduktan sonra evinin durumu aklına gelen Atatürk buna fazlasıyla üzülmüş, bir şekilde evinin eski günlerde olduğu gibi olmasını istemiş. Yunanistan Hükümeti Türkiye cumhuriyeti’nin 10.yılına özel olarak Atatürk’e bir jest olarak evi hediye etmiş. Atatürk Türk Yunan dostluğuna katkısı olan bu davranışa teşekkür etmiştir. Evin Türkiye tarafına hediye edilmesinin ardından Ankara Üniversitesi ve çeşitli müzelerden uzmanlar tarafından aslına sadık kalınarak hazırlanan ve toplanan ev eşyaları Selanik’e götürülerek eve yerleştirilmiştir. O günden bu yana ev Atatürk Evi Müzesi olarak ziyaretçilerine açıktır.”

Bu anlatılanların ışığında Zübeyde Hanım’ın odasını, Atatürk’ün dünyaya geldiği odayı, mutfağı, misafir odasını, banyoyu gördükten sonra o büyülü evde birkaç fotoğraf çekilip dışarı çıktık. Etkisi üzerimden uzun süre geçmeyecek bir ziyaret yapmıştım. Görevlilere teşekkür ederek ayrıldığımız evden farklı duygu ve anılarla ayrılmıştık. Herkesin bu güzel evi ziyaret etmesini tavsiye ediyorum.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here