Balkonumun Kapısı İkarus’tan

0
218

Seksenli yıllardan günümüze gelişen teknoloji, hızlı kentleşme ve göç olgusuyla beraber toplu ulaşımda da bir dönem yoğun olarak kullanılan İkarus marka otobüsler yaşanmışlıklarıyla zihinlerden çıkmazken, bu otobüslerin yok oluşuna sevinenler olduğu kadar anmak için evinin balkon kapısını İkarus kapısı olarak tasarlayanlar da var. Dahası sanal alemde İkarus fanları dikkate değer çoğunlukta.

Türkiye’de özellikle büyükşehirlerdeki toplu taşımacılığın ana omurgasını oluşturan belediye otobüsleri, gelişen teknolojilerle beraber sürekli yenilenerek hizmet vermeye devam ediyor. 1980’lerin son yıllarından itibaren Türkiye’ye gelmeye başlayan İkarus marka belediye otobüsleri hizmet verdiği birçok ilde “tarih” olurken halen İstanbul ve Ankara gibi büyükşehirlerde yolcu taşımaya devam ediyor. Düşük fiyatı, yüksek yolcu kapasitesi ve temin kolaylığı ile belediyelerin bir dönem yoğun olarak satın aldığı otobüslerin çoğu yok olmama mücadelesi veriyor. Otobüsleri yakından takip edenler de tarihe tanıklık eden bu araçlar için bir müze oluşturulmasını öneriyorlar.

İKARUS BİR MACAR MARKASI

Yunan mitolojisinde Atinalı Mimar Deadalos’un çift kanatlı oğlu olarak geçen İkarus, marka olarak 1895 yılında Budapeşte’de (Macaristan) kurulmuş; 1930’larda motorlu araç üretimine başlamış ve hatta bir dönem uçak üretimi dahi yapmış köklü bir firma. 1947 yılında Macaristan devleti tarafından kamu iktisadi teşekkülü olarak sahiplenen İkarus, tüm Avrupa Doğu Bloku’nun en büyük otobüs temincisi konumuna ulaşmış. Firma 70’lerde dünyanın en büyük dördüncü otomotiv üreticisi konumuna gelmiş, 1991 yılında onbinlerce otobüs ürettikten sonra özelleştirilmiş ve halen İkarus markası ile üretimine devam etmekte. İkarus marka otobüslerin halen kullanımda olduğu ülkeler arasında Türkiye ile birlikte Macaristan, Romanya, Hırvatistan, Bosna-Hersek, Rusya, Polonya, Bulgaristan, Arnavutluk, Slovakya, Beyaz Rusya, Estonya, Litvanya, Letonya, ABD, Kuveyt, İran ve Kazakistan var. Markanın 1980 ile 1994 yılları arasında ürettiği ve gerek tasarımı, gerek kullanımı açısından oldukça vasat özelliklere sahip olan İkarus 280 modeli dünyanın birçok ülkesinde çalışır durumdayken ülkemizde partiler halinde hurdaya ayrılmaya devam ediyor.

TÜRKİYE’DE İKARUS OTOBÜSLER

1980 yılında dönemin Ankara Belediye Başkanı Ali Dinçer önüne “Bugün Körüklü, Yarın Metro” yazdırdığı İkarus’larla Türkiye’de İkarus devrini başlatırken; Adana, Bursa, İstanbul ve İzmir Belediyeleri de İkarus otobüsleri tercih eden şehirler arasına girdiler. Yugoslav ve Macar olmak üzere iki farklı ülkede ve iki farklı tipte üretilen otobüsler ucuz işçiliği, bakım, onarım ve yedek parça maliyetlerinin oldukça düşük olmasının yanı sıra CHP’li belediyelerin o dönemde eski Doğu Bloku ülkeleriyle (komünist rejimle) işbirliği yapmasının bir yansıması olarak ülkemize adım attılar.

Halen yaklaşık olarak, İstanbul’da 1100, Ankara’da 330, Bursa’da ise 120 adet İkarus marka belediye otobüsü her gün yolcu taşımaya devam ediyor. İstanbul ve Ankara’daki bazı İkarus modelleri ise çevre dostu adı altında doğalgazla çalışır hale getirildiyse de geçen zamanla bu doğalgaz kitleri sökülmüş. Tamamen belediye atölyelerinde dönüşümü yapılan araçlar Türkiye’nin ilk doğalgazlı otobüsleri olma gururunu da taşımışlar yıllar önce. 90’ların ilk yarısında Adana Büyükşehir Belediyesi otobüslerin bakım ve takibini yapamadığından İkarus’ları Ankara Büyükşehir Belediyesi’ne satarak elden çıkarmış. 1991 yılından 2009 yılına kadar İkarus’ları filosunda tutan İzmir Büyükşehir Belediyesi ise kadrosundaki otobüsleri yenileyerek tüm İkarus’ları hurdaya ayırmış durumda.

Birçok yaşanmışlığa, anıya ve hikâyeye evsahipliği yapan otobüslerin bir anda hurdaya ayrılarak yok ediliyor olmasına otobüsleri yakından takip edenlerden birçok tepki gelmesine ve ulaşım müzesi isteklerine rağmen İzmir Büyükşehir Belediyesi İkarus’ları parçalatıp hurda olarak MKE tesislerine göndermeye devam ediyor. Camları, kapıları ve birçok parçası çıkarılmış son İkaruslar ise ESHOT garajlarında yok olmayı bekliyorlar. İstanbul’da ise yeni otobüsler geldikçe parça parça hurdaya ayrılan İkarus’lar işe yarayan parçaları alındıktan sonra yol kenarlarına terk ediliyor. Görevlerini icra ederken milyonlarca yolcu taşıyan bu otobüslerin emekliliğinde bu görüntüleri hak ettiğini söylemek zor.

OTOBÜS FANLARI İKARUS’LARA SAHİP ÇIKIYOR

Yerel ulaşım ve toplu taşıma konularında belediye otobüslerine duydukları ortak ilgi alanları çerçevesinde bir araya gelen belediye otobüsü fanları (takipçileri) paylaşım yaptıkları internet sitelerinde, “Türkiye’de hangi şehirde kaç İkarus var, kaçının orijinal kasası, farı var” gibi en küçük ayrıntıları dahi kurdukları sistem ile kayıt altına alarak bu efsane otobüsleri diğer otobüsleri olduğu gibi sürekli takip ediyorlar.

İkarus ve belediye otobüsü sevdalılarının çılgınlığı sadece ezbere bildikleri bilgilerle sınırlı değil. Geçmişten günümüze belediye otobüslerinin fotoğrafları, plaka numaraları ve özellikleri ile beraber arşivlerine eklemişler. Arşivlerinde yer alan birçok İkarus’un hurdaya ayrılarak yok edilmiş olması onları fazlasıyla üzmüş. Belediyelerden en büyük dilekleri seferden çekilen belediye otobüs modellerinin her birinden en az birini bir ulaşım müzesinde orijinal biçimde sergileyebilmek. Her otobüs markasının maket çizimlerini ve bilgisayar oyunlarında kullanılabilecek yama yazılımlarını hazırlayan otobüs fanları, otobüslerin tarihi ve sosyolojik imge olduğunu bu yüzden sahip çıkılması gerektiğini söylüyorlar her defasında.

İKARUS BİR İZMİR KLASİĞİ

İzmir’de Ege Üniversitesi Kampusu ile Bornova Metro arasında 525 hat numarası ile yıllarca ring seferi yapan İkaruslar, ücretsiz taşıdığı öğrencilerin ağzında bir efsane olarak dilden dile konuşulmaya hurdaya ayrılmalarına rağmen devam ediyor. Otobüsler özellikle yoğun saatlerde “her zaman bir kişiye daha yer vardır” parolası ile otobüslere binmeye çalışanların camlara yapışması ve otobüs şoförlerinin esprili tutumları ile Ege Üniversitesi öğrencileri arasında bir simge oldu adeta. Adına internet siteleri ve kafeler açılan, atkılar, tişörtler yaptırılan 525’i 525 yapan en önemli unsur; bakımsız, kir-pas içindeki İkarus otobüslerdi kuşkusuz. İkarus’lu 525’ler Ege Üniversitesi’nden yolu geçen herkesin izlemekten keyif aldığı, otobüse binmek için heyecanlandığı anlara ve anılara sahip bir görüntü olarak akıllarda yer etti. 2009 yılının sonundan itibaren İzmir’deki tüm İkarus’larla beraber 525 hattında çalışanlarda hurdaya ayrıldı. 525 hattında artık Makedon üretimi Sanos’lar çalışıyor ancak İkarus’lar öğrencilerin zihninden çıkabilmiş değil.

İKARUS İÇİN SÖYLENENLER

Ümit ÖZTÜRK (İstanbul/İkarus Sevdalısı): “Açıkçası İkarus otobüsleri sevdiğimi söyleyemem. Ben kendimi bildim bileli İstanbul’un bir parçasıydılar diyebilirim. Şekil ve aksesuarları ile cezbeden bir yanları var ama yolcu ve şoför açısından eziyet dışında bir şey ifade etmiyor olmalılar. Fakat insan bir şeyi sevmese de zamanla ona alışıp bağlanabiliyor. Benim durumum da aynen bu olsa gerek. Diğer otobüslerin yavaş ama güçlü ve bir o kadar da kararlı açılıp kapanan kapıları varken İkarus otobüslerin hızlı ama zayıf açılan, açıldıktan sonra da kararsızca ileri geri salınan kapıları benim hoşuma daha çok giderdi. İstanbul’da değişik marka ve modelden otobüslerin birbirine benzeyen hatta aynı olan birçok aksesuarları oldu ama bu otobüslerin neredeyse her parçası kendine özgü gibiydi. Bu otobüslerde gerçekten bir kendine özgünlük var, kendine has bir ruhu var gibi geliyor bana. Bu yüzden o hoşuma giden İkarus kapılarının bir kopyasını kendi ellerimle hazırlayıp balkonuma kapı yaptım. Artık balkonuma çıkarken İkarus belediye otobüsünün kapısı gibi bir kapıdan çıkıyorum…”

İskender TÜRKYILMAZ (İstanbul/ İkarus Yolcusu): “İkarus’lar bana bozulan, kırsallaşan, yozlaşan İstanbul’un simgesiymiş gibi geliyor. O tahammül edilmez egzoz kokusu, neredeyse yerden bir metre yüksek yapısı, estetik olarak hiçbir kişiliği olmaması, “günü kurtarırmış gibi” olan havası nedeniyle ne İstanbul’a ne Türkiye’ye yakışmıyor diye düşünüyorum.

Ece CESUR(İzmir/İkarus Yolcusu): Sık sık patlayan lastikleri ile okula giderken yolda kaldığımız ve her yağmurda üstü başı akan, genişçe bir otobüstü İkarus. Öğrencilerin kapılarından taştığı, hatırladığımda gülümsediğim fakat bir daha geri gelmesin dediğim bir otobüstü; unutabilmek ne mümkün onu!

Mehmet ÖZTÜRK (İzmir/ ESHOT Hareket Memuru): Ne şoförlere yaranabildi bu otobüsler, ne de yolculara. Vitesli olması ve garip tasarımı ile zorladı hepimizi yıllarca, yeni otobüsleri gördükçe İkarus kimselerin aklına dahi gelmiyor.

Yusuf YUMUŞAK (İzmir/İZULAŞ Belediye Otobüs Şoförü): Kötü yollarda, yağmurda, yokuşta kontrol edilmesi en zor otobüslerdendi İkarus. Yüksek motor sesi, kötü vites kolları, yedek parçalarının belediye imalathanelerinde üretildiği, genellikle kötü anılara sahip yaşanmışlıkları ifade ediyor. Dönemin İzmir Belediye Başkanı Yüksel Çakmur bu otobüsleri aldığında “Sırplarla işbirliği yaptı” diye eleştiren çok olmuştu.

Turgay KIŞOVA (İzmir/ESHOT Belediye Otobüs Şoförü): Şehiriçi toplu ulaşımda nelerin olmaması gerektiğini söylemek gerekirse en başa İkarus’u yazmak lazım. Özellikle güç bela değiştirebildiğimiz o vitesleri ile yaptığımız tek seferin ardından resmen canımız çıkıyordu. Ne estetiği, ne görselliği, ne yolculara rahat biniş ve konfor sunuyordu bu otobüsler. Kaldırıldığına sevinmedik desek yalan söylemiş oluruz.

ulasim

PAYLAŞ
Önceki İçerikPirgi (Pyrgi) Köyü
Sonraki İçerikDubrovnik’e giderken
Gözlem yapmayı, izlemeyi, yeni yerler keşfetmeyi, şehirlerde insanların içine karışmayı seven biri. Eğitimli muhabir. Gördüklerini, hissettiklerini, deneyimlediklerini yazmaktan keyif alıyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here