Bembeyaz Bir Cennet: Pamukkale

0
198

Yabancı bir bakış, bazen ne kadar şanslı bir coğrafyada yaşadığımızı anlamamıza yardımcı olur. Dünyada bir eşi daha olmayan Pamukkale, Çaldağı’nın güney eteklerinden gelen kalsiyum oksitli suyun binlerce yıllık yolculuğunun yansıması. İnsanı etkileyen görkemli, bembeyaz travertenler daha ilk anda ziyaretçisini bambaşka bir dünyada hissettirirken, böyle bir güzelliğe bu kadar yakında olabilmenin tanrının bir lütfu olduğunu düşündürüyor.

Her adımda binlerce yıllık yaşanmışlığın izine tanık olduğumuz Türkiye, batısıyla doğusuyla heyecan verici antik kentlere, kültürel merkezlere ve doğal güzelliklere sahip. Tarih boyunca Batı Anadolu’nun şifa merkezleri arasında yer alan Hierapolis Antik Kenti, günümüze kadar ulaşan, tarihe iz bırakan tüm olayların yanında bugün tüm dünyanın ilgisini çeken, kışkırtıcı Pamukkale ile de binlerce yıldır insanoğlunun gözdesi.

Blogbook-Pamukkale

Bergama krallarından II. Eumenes’in MÖ. II. yüzyılda kurduğu Hierapolis Antik Kenti’nin isminin Bergama Kurucusu Telephos’un eşi Hiera’dan geldiği düşünülüyor. Tarih boyunca yalnızca bölgenin değil, dünyanın da en önemli çekim merkezlerinden biri olan bu şehir Büyük Konstantin döneminde Frigya’nın başkenti, Bizans döneminde ise Piskoposluk merkezi unvanını taşımış.

UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne 1988 yılında dahil olan şehir, eski kaynaklarda metal ve taş işlemeciliği, dokuma kumaşları ve çeşitli rahatsızlıklara iyi geldiğine inanılan şifalı suları ile ünlü. Günümüzde 40’tan fazla rahatsızlığa iyi geldiği bilimsel olarak kanıtlanan bu şifalı suyun varlığı Hierapolis ve Pamukkale’ye olan ilginin bir an olsun azalmamasını sağlamış.

Türkiye’nin en eski tanıtım yüzlerinden Pamukkale, özellikle yurt dışı tanıtım kampanyalarında ülkemizin öne çıkartılan başlıca merkezleri arasındaydı uzun yıllar boyunca. Bazen hiç hareket olmayan bir kara sınırı, bazen yılda birkaç uçağın iniş yaptığı bir havalimanı bazen de Türkiye’nin en ücra köşesindeki bir müzenin girişindeki eskiyen afişte rastlanan Pamukkale, bembeyaz yüzünü gösterdiği kişinin zihninde yer ediniyor, bir bakanın elbet bir gün kendisine geleceğini çok iyi biliyordu.

Pamukkale-Blogbook

Travertenlerin üzerine çıplak ayakla basılan o ilk an dünyaya yeniden gelmiş bir hisle çevreye bakan, heyecanlanan, şifalı suyun biriktirdiği çökeltiye dokunduğunda doğanın gücünü bir kez daha sorgulayan, gözün alabildiği beyazlık içinde tarifi mümkün olmayan hoş duygularla yüzünde gülümseme oluşan biri olarak bu anlatması zor deneyimi yaşamaya davet ediyorum herkesi.

Tarihle doğanın bütünleştiği, ziyaretçisini zaman yolculuğuna çıkaran bu muhteşem coğrafya her deneyimde başka bir kapı aralıyor zihinde. Geçmişi anlamak, doğanın gücüne tanık olmak, ne kadar şanslı bir coğrafyada yaşadığımızı hissetmek için doğru adres Pamukkale!

Bu yazı World Tourism Forum – Global Meeting 2017 anısına Basın Yayın Enformasyon Genel Müdürlüğü (BYEGM) tarafından bastırılan anı kitabı Blogbook Turkey‘de yayımlanmıştır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here