Bir kültür yansıması olarak Minibüs!

0
147

Yaşadığım kent İzmir’de oturduğum yerin ulaşım sisteminin hafif raylı sisteme uzak olmasından dolayı sadece meraktan ve kırk yılda bir işim kentin diğer tarafına düşerse trene biniyorum. Uygar batı kentlerinin 1860’lı yıllarda devreye soktuğu bu sistem ülkemizde maalesef yeni yeni devreye girerken yer altından değil yer üstünden yapılmaya çalışılıyor.

Geçenlerde okul çıkışı bir işim olduğundan metroya binmek zorunda kaldım. Bu konforlu, trafikten uzak ve hızlı ulaşımın şehrin dört bir yanında olması taraftarıyım. Zaten İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin projeleriyle yakında İzmir’in dört bir yanı demir ağlarla örülmüş olacak. Daha doğrusu mevcut demiryolu hatları raylı sisteme dönüştürülecek.

dolmus

Metro içinde otururken insanların birbirinden ne kadar uzak ve soğuk olduklarını gördüm. Hala şehrin birçok yerinde mevcut olan ve benim zorunlu haller dışında kesinlikle tercih etmediğim minibüslerdeki balık istifi ve zorunlu samimiyet görüntüleri aklıma geldi.

Çağdaş bir kente, çağdaş bir ülkeye yakışmayan bu minibüsleri acaba Türkiye haricinde kullanan bir başka ülke var mıdır?

Bu soruya uzmanlar Orta Afrika’da birkaç ülke dışında minibüs kullanan ülke olmadığını söyleyerek yanıtlıyorlar. Zaten o ülkelerde de bütünleşmiş bir ulaşım sistemi yok, insanlar genelde kamyon kasalarında taşınıyorlarmış.

Ülkemizdeki minibüslerin tarihine baktığımızda yerleştirdiği bir kültürün olmadığını iddia etmek açıkça minibüsleri görmezlikten gelmek olur. Minibüslere bindiğimizde dikkatle baktığımızda aslında birçok ayrıntıyı yakalama şansımız vardır.

Minibüs şoförlerinin koltuklarına oturma stilleri bile bizlere özgüdür. Her an para almaya müsait, dirsekleri ile direksiyonu yöneten ellerinde bir tutam para olan aynadan da arkadaki yolculara bakış atan şoför sanırım sadece bize aittir. Şoförün vites değiştirirken o kıvraklığı ve hemen yanında bulunan yayılmış bir havlu üzerindeki bozuk paraları minibüslerde aklımızda yer etmiş görüntülerdir.

Arkadan vermeyen kaldı mı? 50 Lira’nın sahibi? Arkası beş kişilik ablacığım! Bu sözler de sadece minibüs kültüründe vardır. Tabi kaptan yanının da ayrı bir statüsü vardır. Kendini iyi hissetmek isteyen Türk erkekleri minibüsün en önüne oturur, adeta oraya kurulur, tahtı ele geçirmenin verdiği gururla koltuğa yaslanır.

Grup bilincini yerleştirmeye birebirdir minibüsler. “Çevirme var eğilelim bir zahmet” anonsu ile ayaktaki kişiler grup duyarlılığı ile eğilirken milletimizin farklı düşünceleri sebebiyle kamplaştırıldığı günümüzde ortak bir amaç ile birlik duygusu ortaya çıkar.

Dışarıya doğru otomatik açılan minibüs kapıları ise inerken tutanları kısa süreli korkutmaya yeter. Tutunmaya çalışılan kollar kapı açılırken kendi ekseninde döndüğü için elinizi kaptırmış gibi hissedersiniz.

Otomobil ile şehiriçinde yolculuk yapıyorsanız her an bir minibüsçüye kızmanız çok doğal; çünkü onlar yolların fatihleridir. İstedikleri yerde yolcu alır ve indirirler, en sağdan en sola geçmek de temel haklarıdır.

Hareket yerleri ve saatleri hiçbir yerde yazılı olmayan, her şeyleri şoförlerinin tercihine bırakılan bu düzende, boş olduğu zaman trafikte yavaşlayan dolu olduğu zaman ise uçak hızına yetişen bu araçların anlamsız korna sesleri de nefret ettiğim başka bir konudur.

Kimsenin ekmeğiyle oynamak istemem ama Türkiye’de minibüslerin bir an önce ortadan kaldırılması gerektiğini düşünüyorum. En yakın örneğini İstanbul’da metrobüsün devreye girmesiyle gördüğümüz minibüslerin kaldırılması ya da azaltılması düşüncesi minibüsçüleri ayağa kaldırdı. Çok yerinde olacak bu uygulama minibüsçülerin başka bir alana yönlendirilmesi ile çözüme kavuşturulmalıdır. Başta büyükşehirlerimiz olmak üzere en küçük yerleşim yerlerine kadar her yerde ulaşıma yeni çözümler ile nefes aldırılmalıdır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here