Ebru’yu yaşam tarzına dönüştürdü

0
116

Bugüne kadar onlarca ebru sergisi açan; mobilyadan heykele, çantadan kumaşa, saatten yüzüğe hatta duvar kaplamalarına kadar birçok farklı obje üzerinde ebru uygulamaları yapan Sanatçı Rana Gökdemir Yardımcı birçok değerli anıya ve yaşanmışlığa sahip evi ve çalışma atölyesinin kapılarını  açtı.

Adımımı atmamla beraber apayrı bir atmosferle konuğunu karşılayan ev ciddi bir sanat müzesi görünümünde. Evini aynı zamanda çalışma atölyesi olarak kullanan sanatçı yaşanmışlıkları ile birleştirdiği sanatından daha verimli eserler yaratabildiğini söylüyor.

Rana Gökdemir Yardımcı’yı tanımak istersek?

Fevzi-Nurhan Gökdemir çiftinin Malatya’da dünyaya gelen çocuğuyum. Babam 80’ini geçmesine rağmen halen terzilik mesleğini yürütüyor. 1 ablam ve 1 erkek kardeşim var. Liseyi bitirene kadar Malatya’da yaşadım. Eşimle tanıştıktan sonra hayatımda önemli değişiklikler oldu. Uludağ Üniversitesi İktisat Fakültesi’ni eşim uğruna terkettim. Kısa bir çalışma hayatı deneyiminden sonra eşimin hâkimlik mesleği ile beraber Ordu, Batman, Aydın, İzmir ve Konya gibi şehirleri dolaştık. Dünyaya getirdiğim ilk evladım olan kızım 7 aylıkken vefat etti. O dönemde üniversiteyi terk etmek zorunda kaldığım için okumuş insanları fazlasıyla kıskandım.

Onca sıkıntı arasında üniversite okumayı başarmışsınız…

Çalışmak büyük deneyimler kazandırıyor ancak okumanın yeri başka. İkinci çocuğum olan Tolga’nın 1 yaşındayken ömür boyu engelli olarak kalacağını öğrendiğimde onu yaşatmak için varolmam gerektiğini fark ettim. Kaderde yaşanması gereken bazı döndürülemez şeyler gerçekleşebiliyor. 30 yaşına kadar baktım Tolga’ya… Üçüncü çocuğum Kemal Ata ise hukuk fakültesini yeni bitirdi. Şu anda ünlü bir avukatın yanında staj yapıyor. Okumaya olan aşkımla mücadele edemediğim için kayıtlar bitmiş olmasına rağmen Anadolu Üniversitesi’ne kayıt olabildim. İşletme Fakültesi’ni bitirdim.

Ebru Sanatıyla nasıl tanıştınız?

Oğlum Kemal Ata’nın üniversite okuduğu Adana’da tanıştığım Hocam Ayşegül Kavas profesyonelliğe geçmeme yardımcı oldu. Hastalıklarla mücadele ederken ebrunun beni çağırması üzerine ebruyla ilgilenmeye başladım. Bu iş hobi ya da zevk değil, aşk olsun diye yapılır. Ben bu sanatı aşkla yapıyorum. Öyle olunca tüm paralel dünyaların o anki yansımaları eserime yansıyor. Evrensel enerjide de bu var. Hayata sevgiyle bakmamın en büyük eseridir.

Evinizi aynı zamanda atölyeniz olarak kullanıyorsunuz zor olmuyor mu?

1 yıl kadar Bornova’da bir atölyede çalıştım. Ebrunun benimle yaşamasını seviyorum. Mutfağımda çalışıyorum. Gece bir anda uyanıp saatlerce ebru yapabiliyorum. Bu evde yaşanmışlıklar, anılar ve geçmiş her şey sanata yansıyor. Bu yüzden eserlerimde yaşamımın her döneminden kesitler taşıyorum. Sıkıntılı, heyecanlı, istekli, coşkulu dönemler birebir belli ediyor kendini. 2007’de engelli oğlumu, 2008’de ise Alzheimer olan eşimi kaybedince bir şekilde evimin odalarını yaşatmam gerekiyordu. Odaları yaşatan şey ebru oldu.

Ebruyu klasik formdan çıkartıp birçok objeyle bütünleştirdiniz, nasıl aklınıza geldi?

Asıl ebru kağıttır. Bunu hiçbir şeye değişmem. En başından beri kendime sorduğum soru ebruyu yaşama nasıl taşırım, nasıl yaşamla bütünleştiririm oldu. Kravat, fular, çanta, masa örtüsü, biblo, masa, duvar kaplamaları, saat, takı ve hediyelik eşya hatta çocuk ve genç odalarında bile ebru uygulamaları yaptım. Ahşaba ilk kez ebru uygulayan kişiyim. Bir dönem arabamın jantlarına ebru uygulama fikri aklıma geldi. Oğlumun tepkisi gelince vazgeçtim. Birçok insanın bu işe keyif ve hobi gözüyle bakması güzel ama bu nereye kadar sürebilir? Her işin bir maliyeti var haliyle. Ebru hem zor, hem masraflı hem de zaman gerektiren bir süreç.

En çok dikkat çeken eserlerinizden biri de Atatürk seriniz?

Ebruyla Atatürk’ü bütünleştirmek en başından beri aklımdaydı. Evrensel enerjinin katkısıyla ortaya çıkan eserlerimde gerçekten inanılmaz yol katettim. Atam, bugün senin sayende özgürce kendi fikirlerimi bir süzgeçten geçirip yapmayı istediğim işi yapıyorum ve olmak istediğim yerdeyim. “HAYIR”lar “OLMAZ”lar gibi nedenler beni durduramadı ve durduramayacak. Senin istediğin gibi önce hayal ettim ve şimdi bütün engellere rağmen hayalimi gerçekleştirdim. Ben renklerle dans ediyorum Ata`m ve sen gökkuşağısın içimde! Atatürk’ün açtığı yolda sanatımı icra edebildiğim için Atatürk’ün yaşamımda apayrı bir yeri var.  Atatürk çalışmalarımdan birçoğu önemli kişilerin arşivlerinde tutuluyor.

Sanatınızda ilham aldığınız, size katkısı olanlar kimler?

Adana’dan Ayşegül Kavas’ın profesyonelleşmemde büyük katkıları oldu.  Mehmet Reşat Nasuhoğulları ile tanışmam ise büyük bir sıçrama noktası yarattı. Nasuhoğulları ebrudan ışık çıkar dediğinde ne demek istediğini anlayamamıştım. Görsellik ve rengin kullanımını kavradıktan sonra ışık çıkarmayı başardım. Bu işin doğasında bir ahilik geleneği var. Toprak boya kullanılarak, sabrederek en az 5-6 yıl bir ustanın yanında sebat ederek, geleneksel bir yolu izleyerek ebru sanatçısı olunabilir. Şimdilerde işler çok daha hızlı çok daha tüketici.

Kendinize özgü “Özel Vuruş Tekniği” kullanıyorsunuz?

Kendi kendime keşfettiğim özel vuruş tekniğini benden başka kullanan yok. Zaten ebruda kopya yapmak, esinlenmek çok zor. Çoğu kez zihnimizde kurguladığımız birçok şeyle, işin sonunda ortaya çıkan eser farklı olabiliyor. O an eseri etkileyen, tetikleyen, yönlendiren çok sayıda etken oluyor. Kendi tekniğimle ilgili patent başvurumu da yaptım.

 Zaman zaman istediğiniz sonuçları alamadığınızı söylediniz neden kaynaklandığını düşünüyorsunuz?

Ebru ile ilişkim tamamen enerji düzeyinde zaten evrensel enerji ile ciddi çalışmalarım ve eğitimim var. Tamamen doğal ürünleri kullanmak için çaba gösterdiğimden hayvan ödünü bile genç büyükbaş hayvandan alıyorum. Şehir hayatında her şeyin doğalına ulaşmak maalesef zor. Bir dönem öğrencilerim faytonların peşinde at kılı toplamak için koştururlardı. Şimdi doğal bir şey kalmadı. İstediğim sonuçları alamadığım zamanlara gelince ödünü aldığım hayvanın kesimhanede gördüğü kötü muamele bile beni olumsuz etkileyebiliyor. Paralel dünyaların yansıması dediğim ebruya katkısı olan birçok etken var. Bu yüzden iyilik düşündüğümde, yaşama iyi olarak baktığımda aldığım sonuçlar daha iyi oluyor.

Ebru Sanatından para kazanılabiliyor mu?

Emeği ucuza almak isteyenler var. Ben emek verilen, çaba gösterilen “gerçek” sanat eserlerinin mutlaka değeri karşılığında ilgi görmesini savunuyorum. Türkiye’de sanata ve sanatçıya olan bakış malum. Avrupa ölçeğinde bir mantığa sahip olduğumuz zaman her şey daha güzel olacak. Eserlerimi takip eden ve değerini bilen sanatseverler bana bir şekilde ulaşıyor. Onun dışında şunu da satayım bunu da satayım gibi bir çabam yok. Ancak malzeme, emek ve zamanı üst üste koyduğunuzda değer biçmek kolay olmuyor.

“Evrensel Enerji” ile uzmanlık düzeyinde ilgilendiğinizi biliyoruz…

Çocukluğumdan beri farklı olduğumu biliyorum. Oğlumun hastalığı ile beraber içine girdiğim yoğun koşuşturma sırasında bazı şeylerin daha iyi farkına varabildim. Ellerimi oğlumun başına koyduktan sonra enerjinin nasıl bir şey olduğunu kavradım. Ruh bütünlüğü ile ilgili olan enerji yükseldiğinde istenilen birçok şey yapılabilir. Birçok insan kendisinde olan enerjiyi farkedemediği için yeteneklerini açığa çıkaramıyor. Kollektif bir bilinç olarak düşündüğümüz evrende her şeyi koşulsuz şartsız sevdiğinizde mutlaka olumlu geri dönüşler alıyorsunuz. Enerji ile ilgili olan bu farkındalığımı elimden geldiğince başkalarına yardımcı olabilme amacıyla da kullanıyorum. Dostane yardım isteklerini yanıtlamaya çalışıyorum. Ancak bu yardım aşamasında başkalarının hayatına aktif özne olarak değil sadece dert dinleyen bir obje olarak dahil oluyorum.

Eserleriniz birçok şehirde ilgi gördü…

Bugüne kadar 40’ın üzerinde sergiye katıldım. Türkiye’de birçok organizasyona davet edildim. Şu anda Avrupa Birliği Bakanlığı çalışmalarında sanatçı olarak görev üstleniyorum. Azerbaycan, Hollanda ve ABD gibi ülkelerdeki seçkin sergilerde eserlerim görücüye çıktı. Atatürk çalışmalarım başta Cumhurbaşkanı Abdullah Gül olmak üzere, Kültür Turizm Bakanı Ertuğrul Günay ve birbirinden farklı resmi kurumların arşivlerine girmeyi başardı.

Son olarak bir şeyler söylemek isterseniz?

Çoğu kez yaşadığımız şehirde neleri yaşandığını, her gün nelerin üretildiğinin farkına varamayabiliyoruz. İzmir’de böyle çalışmaların yapıldığından sanatseverlerin ve özellikle bu sanata ilgi duyanların haberdar olabilmesi amacıyla gerçekleştirilen bu röportajın çok önemli olduğunu düşünüyorum.

Okuyuculara…

Rana Gökdemir Yardımcı ile gerçekleştirdiğimiz röportajın ardından çalışma atölyesi olan evinden aldığım enerjiden olumlu anlamda etkileniyorum. İzmir gibi son dönemde sanata ve sanatçıya sahip çıkan, tematik müzeler açmayı başaran bir kente Ebru Müzesi kazandırılabilir diye düşünüyorum. Bu açıdan Rana Hanım en büyük destekçi olacaktır kuşkusuz. 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here