Fas’ta Alışveriş ve Pazarlık Kültürü

4
568
malta

Atlas Dağları’nın eteklerinde, Akdeniz ve Atlas Okyanusu kıyısında yer alan Kuzey Afrika ülkesi Fas, otantik kültürü ve geleneksel yaşamı ile dünyanın en özgün seyahat rotalarından.

Yakın geçmişte, 40 yıl boyunca Fransa egemenliğinde kalan ülkede geleneksel yaşam tarzı ile Fransız ve Avrupa kültürü iç içe geçmiş durumda. Ana dili Arapça olan Fas’ta halkın büyük çoğunluğu Fransızca da biliyor.

malta
Suvayr (Essaouira) sokakları

Türkiye çıkışlı Fas uçak biletlerinin pahalılığı nedeniyle yıllardır ertelediğim Fas seyahatimi bulduğum ilk fırsatta hayata geçirdim. 5 gece kaldığım Fas’ta ülkenin en büyük kenti Kazablanka, turizm merkezi Marakeş ve Atlas Okyanusu kıyısındaki liman kenti Suvayr’i (Essaouira) görme şansım oldu.

Fas’ta Alışveriş

Fas’a seyahat planı yaparken zihnimde canlanan, heyecan veren sahneler yüzlerce yıllık tarihi geçmişe sahip olan Marakeş ve Kazablanka gibi kentlerin tarihi bölgelerinde dolaşmak, yerel kültürü yansıtan bu bölgelere tanık olup bol bol fotoğraf çekmekti.

Daha önce Mısır’la ilgili alışveriş uyarılarını Marakeş ve Fas’ın diğer kentleri için de okuyunca hafiften de olsa endişeye kapıldım. Yine de ‘En iyi deneyim yaşamaktır’ sözünden yola çıkarak yaşamadan ne olacağını bilmek hiçbir zaman mümkün değildi.

Fas’ta dolaşırken her an kazıklanacakmış hissine kapılıyorsunuz

Fas’tan ne alınır?

Fas, hediyelik eşya konusunda bol alternatifi olan bir ülke. Fas’tan Türkiye’ye getirilecek şeylerin başında argan yağı bulunuyor. Dünyada yalnızca Fas coğrafyasında yetişen argan bitkisinden üretilen argan yağı saç ve cilt başta olmak üzere vücut için oldukça yararlı. Dünyanın neresine giderseniz gidin Fas’ta üretilen kalitede argan yağı bulmanız imkansız.

Yerel pazarlarda ve dükkanlarda şişe içerisinde satılan argan yağı konusunda ciddi fiyat farklılıkları var. Ben ciddi bir pazar araştırması yapıp Carrefour marketten almayı tercih ettim. Boyutlarına ve markalarına göre değişen argan yağı fiyatları 5-15 euro aralığında.

Yerel motiflerle renklendirilen seramik ürünler, hasır şapka ve çantalar, Berberi kültürünün yansıması olan gümüş ve altın takılar, tespih çeşitleri, Fas’ın geleneksel çayında kullanılan taze nane, toz baharat çeşitleri, ahşap oyma ürünler, bibloların yanı sıra buzdolabı süsü, anahtarlık gibi klasik hediyelik eşyalar Fas’ta alabileceğiniz şeylerden.

Fas’ta pazarlık kültürü

Marakeş Jemaa el Fna Meydanı, hayatımda yaşadığım en gergin anlardan birine sahne oldu

Fas’la ilgili altın öneri: Hayatında pazarlık yapmayan ve pazarlıktan hoşlanmayanlar Fas’ı ziyaret etmesinler. Bu kategoriye girip de Fas’ı ziyaret etmek isteyenler kesinlikle alışveriş yapmaya yanaşmasınlar.

Fas, klasik Orta Doğu kültürünün yansıması olan pazarlık geleneğini en diplerde hissettiren bir ülke. Ülkeye seyahatimden önce ‘Bir satıcı bir mala 10 diyorsa sen 1 de, alırsın’ cümlelerini işitip, ‘O kadar da olmaz’ demiştim. Ancak yarım saatlik çarşı gezisi bile bu cümlenin ne kadar doğru olduğunu gösterdi bana.

Özellikle şehirlerin eski kent merkezi olarak bilinen Old Town kesimlerinde sizin turist olduğunuzu fark eden satıcıların radarına anında giriyorsunuz. Bu radardan çıkmanın iki basit kuralı var. Sağır ve dilsiz taklidi yaparak sıfır iletişim kurarsanız bir süre sonra sizden vazgeçiyorlar. Ya da sert ve kendinden emin bir şekilde teşekkür edip yolunuza devam etmelisiniz.

‘Nerelisin?, Nasılsın?’ gibi tuzak sorulara yanıt verdiğiniz takdirde başlayan diyalog sizi zoraki bir alışverişe sürükleyebiliyor. Ürününü zorla kolunuza, elinize sıkıştıran, ‘Bu bizim hediyemiz’ diyerek pazarlık sürecini başlatmaya çalışan, mahrem alanınıza müdahale ederek sizi bırakmak istemeyenlere kadar sinir bozucu durumlarla karşılaşabiliyorsunuz.

Fas’ta alışveriş ve pazarlık kültürü üzerine Marakeş ve Suvayr şehirlerinden bire bir deneyimlediğim örnekleri anlatacağım. Eğer bir gün olur da yolunuz Fas’a düşerse siz de bu örneklerden yola çıkarak alışverişte dikkatli olabilirsiniz.

Fas’ta Pazarlık Deneyimleri

1. Gümüş dükkanı: Suvayr

Ben kedilerle ilgilenirken arkamdaki gümüş dükkanında pazarlığın ilk adımı atılıyordu

Suvayr’ın surlar içerisindeki tarihi çarşısında yürürken bir gümüşçünün önünden geçtik. Ablam gümüşçünün vitrinindeki bir küpeyi beğenerek dükkana girdi. Bizimle birlikte seyahat eden bir arkadaşımız da ablamın ardından dükkana girerek takılara bakmaya başladı.

İçeride geçirilen sürenin makul süreyi aşması üzerine meraklanıp ben de dükkana girdim. Ablam 11 gramlık gümüş bir çift küpe, arkadaşımız ise bir gümüş kolye ucu beğenmişti. Her iki ürün için de iki ayrı alıcıya ayrı ayrı fiyatlar veren satıcı arkadaşımızı ikna edemedi. Arkadaşımız dükkandan çıktıktan sonra ben ve ablam dükkanda kaldık.

Bir çift küpe için 125 euro fiyat veren satıcı, bir elinde hesap makinesi diğer elinde küpeler sürekli tartıp notlar alıp, hesap makinesini kurcalayarak 125 eurodan daha aşağıya fiyat veremem dedi. Bir çift küpe için böyle bir bütçemiz olmadığından o kadar eminiz ki ablamla kendi aramızda hadi çıkalım şeklinde Türkçe konuşmaya başladık.

Ablam, fiyatın çok pahalı olduğunu bu kadar bütçemiz olmadığını söyledi, ardından teşekkür etti. Satıcı Fas’ın pazarlık kültürünü bize deneyimletmeye niyetli olduğundan birkaç tartma ve hesap makinesi tuşuna basma işleminden sonra fiyatı 50 euroya indirdi. Günlük ulaşım, yeme-içme, hediyelik eşya gibi kalemler için en fazla 50 euro bütçe ayıran bizler için bu fiyat da hiç mantıklı gelmedi.

Ablam tamamen vazgeçip kapıya yönelirken satıcıyla iletişimi kesti. Cüzdanın bende olduğunu fark eden satıcıya ben de teşekkür ederek kapıya doğru adımımı attım. Son hamlesini yapan satıcı ‘Ne kadar paran var’ diye sordu. Hiç kabul etmeyeceğini ve bizi de sarsmayacağını düşündüğüm bir miktar olan 20 euro çıkıverdi bir anda ağzımdan.

Yüzünü buruşturan ve 30 saniye içinde yine hesap yapan satıcı, arkadaşımızın vazgeçtiği kolye ucunu da vererek 23 euroya olur dedi. Hemen ardından da ‘Ah siz Türkler’ demeyi ihmal etmedi.

Pazarlık sanatının hakkını vererek, 150 euro ile başlayan süreci bir değil iki parça ürünle 23 euroya bitirmenin gururuyla dükkandan ayrıldık. Ablamla birbirimize sarılıp gülümsedik. 150’den 23 euroya düşen satıcı yine de kar edebiliyorsa acaba kazıklanmış olabilir miyiz düşüncesi de aklımıza gelmedi değil.

2. Takı dükkanı: Marakeş

Marakeş, Fas seyahati boyunca satıcılar konusunda beni en zorlayan şehir oldu. Üzerinize gelip zorla bir şeyler satmaya çalışanlar, meydanın fotoğrafını çektiğiniz için sizden para isteyenler, zorla yemek yedirmeye çalışanlar derken sinirlerim zıpladı.

Suvayr’daki pazarlık başarımızın ardından Marakeş’in ara sokaklarında dolaşırken takı dükkanındaki kolye arkadaşımızın dikkatini çekti. Arkadaşımızın beğendiği Berberi motifli hoş kolyeyi inceleyebilmek için bizi dükkanına buyur eden satıcı ‘Merak etmeyin, ısrar yok, sadece anlatacağım’ dedi.

Onca satıcı diyalogundan sonra her sözün arkasında bir dolandırılma ihtimali hissedip paranoyaklaşan bizler yine de dükkana girdik. Arkadaşımız kolyeyi boynunda denedi. Bu sırada ısrarla fiyat sormamıza rağmen fiyat vermeyen satıcı ‘Siz beğenin, fiyatı sonra konuşuruz’ diyerek bir şüphe daha düşürdü içimize.

Klasik ‘Nerelisiniz?’ sorusuyla başlayan diyalogda Türk olduğumuzu öğrendikten sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan’a övgüler yağdıran satıcıya bizler de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Dünya Lideri olduğunu ve ülkemizde çok sevildiğini dört bir ağızdan ifade ederek ortamı iyice ısıttık.

Tüm bu diyalogun ardından Erdoğan’ın hatırına 90 euro fiyatlı kolyeyi tek seferde 45 euroya düşürdü. Bunun dışında da bir pazarlık ya da indirim yapamayacağını söyledi. Kendi aramızda Türkçe konuşarak arkadaşımızın kolyeye en fazla ne kadar verebileceğini sorduk. O da kolyenin işçiliği ve tasarımından dolayı 45 euroya razı olduğunu söyledi.

Pazarlık sanatındaki hünerimi göstermek isteyerek son bir hamle yaptım. Satıcıya, ‘Senden son bir şey istiyorum, 40 euroya ver, hemen alıp gidelim’ dedim. Elimi sıkan satıcı 40 euro fiyatı kabul ederek kolyeyi paketledi ve dükkandan ayrıldık. Fiyatların ve pazarlık konusunun euro cinsinden olduğunun özellikle altını çizeyim.

3. Hediyelik eşya dükkanı: Marakeş

Her yerde, her koşulda pazarlık yapmadan yapılacak alışverişin kazıklanmak olduğunu öğrenince her söylenen fiyatı direkt ikiye bölüp pazarlığı başlatma yöntemine başvurduk.

Marakeş Old Town’un arka sokaklarındaki bir hediyelik eşya dükkanında beğendiğimiz kar küresi için fiyat sorduk. İlgisiz bir tavırla 45 Dirhem (4.5 euro) diyerek geçiştiren satıcıya ‘İki tane alacağız 80 Dirhem olsun’ deyince satıcı hiç düşünmeden tamam dedi. Bu kez karımız yalnızca 1 euro olmuştu, belki de kazıklanmıştık ama satıcının söylediği fiyatın daha aşağısına bir şey daha alabilmenin mutluluğunu yaşıyorduk.

Suvayr’daki esnaf Marakeş’tekilere göre daha insancıl ve iyi iletişim beceresine sahip

Fas’ta restorandan hediyelik eşya dükkanına, taksiden faytona kadar aklınıza gelen her alanda fiyatı baştan konulup netleştirmeden hizmet almayın. Son anda ‘Biz öyle demedik’ şeklinde itirazla karşılaşıp sinirlerinizi yıpratabilirsiniz.

Pazarlık olayına hiç girmem diyenlerdenseniz Carrefour ya da bilindik markalı mağazalardan alışveriş yapın. Bu yerlerde her ürünün etiketi üzerinde olduğundan gönül rahatlığıyla alışveriş yapabilirsiniz.

4 YORUMLAR

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here