Gezimanya.com: Gezgin Ruh Aile Mirası

0
210

Gezimanya.com web sitesinde yayınlanan Anlık Birikimlerin Toplamı (Keşfetsek) röportajı. İşte Gezimanya ekibinin soruları A.Buğra Tokmakoğlu’nun cevapları…

 Bize biraz kendinizden bahseder misiniz?

1989 yılında İzmir’de doğdum. Gözleme ve yazmaya olan merakımı ilkokulda hayata geçirdiğimiz duvar gazetesinde deneyimledim. Çevremdekilerin sık sık dillendirdiği “bu çocuk gazeteci olacak” sözlerini boşa çıkarmadım. Türkiye’de yaptığı işin eğitimini alan az sayıda insandan biri olma başarısını gösterdim. Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü’nü 2011 yılında bitirdim. Ege Ajans’taki staj dönemim boyunca gezi ağırlıklı araştırma-inceleme haber çalışmalarına imza attım.

İzmir’in en eski yerel gazetelerinden (1960 doğumlu) Ege Telgraf’ta mesleğe adım attım. Gazete yönetiminin fırsat tanımasıyla gezi deneyimlerimi her hafta pazar günü yayımlanan “Anlık Birikimlerin Toplamı” sayfasında okuyucularla paylaştım. Sosyal içerikli kent haberleri ile kendi yolumu çizdim. Ege Telgraf’ın ardından İzmir merkezli haftalık ekonomi-politika gazetesi Gözlem’e geçiş yaptım. Halen Gözlem’de haber koordinatörü olarak görev yapıyorum.

kavala

İzmir Gazeteciler Cemiyeti, Ekonomi Muhabirleri Derneği (EMD) İzmir Şubesi ile Rodos, İstanköy ve Onikiada Türkleri Kültür ve Dayanışma Derneği üyesiyim. Sarı basın kartı sahibiyim ve halen İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde yüksek lisans eğitimimi sürdürüyorum.

 Seyahatlerin hayatınızdaki yeri nedir? Kendinizi bir “gezgin” olarak nasıl tanımlarsınız?

Sağlık gibi ciddi bir engel olmadığı her anda gezmeyi kendime temel felsefe olarak kabul ediyorum. İçimdeki gezme ve keşfetme sevdasının hiç görmediğim dedem Ahmet Tokmakoğlu’ndan bana geçtiğini söylemem mümkün. Babamın ben ve ablamın çocukluk dönemimiz dahil önce Türkiye’nin dört bir yanı sonra da yurtdışına yönelik düzenlediği gezi organizasyonları her an, her koşulda gezip bundan keyif alabileceğimizi gösterdi.

Özellikle aile temalı gezi deneyimleriyle ufkumuzu açtıktan sonra son dönemde daha çok yalnız gezgin modundaki gezilerle kendimi geliştiriyorum.

Hayatın durağan olmaması önkabulüyle yerinde oturan ve sürekli şikayet eden tüm insanlara inat her yeni güne yeni bir rota anlayışıyla hareket ediyorum. Gezdiğim yerleri öncesinde ya da sonrasında yaptığım inceleme ve araştırmalarla daha da detaylı olarak tanırken, bu deneyimleri yazıya geçirme aşamasında donanımlandığımı da farkediyorum.

Sonuç olarak gezginliğin aile mirası olduğunu söylemek en doğrusu olacak.

Los Angeles San Francisco Trip 623

 Gezi deneyimlerinizi paylaştığınız blog ya da web siteniz var mı?

Bugüne kadar birbirinden farklı mecralarda gezi deneyimlerimi paylaştım. Hayatımda çok önemli bir yere sahip olan Elif Türkmen ve Alper Elbirler’in ismimin baş harflerine vurgu yaparak 2007 ile 2011 yılları arasında yazdığım tüm gezi yazılarımı bir araya getirdikleri “Anlık Birikimlerin Toplamı” kitabı benim için milat oldu diyebilirim.

2013 yılının Kasım ayında Alper Elbirler’in girişimleriyle kurduğumuz https://kesfetsek.com/ web sitesi “Seyahat, keşif, deneyim, hayatın içinden ‘an’lar ve anılar” mottosuyla yayın hayatına başladı.

logomotto

Gezi yazılarım ve gezilerden derlediğim fotoğraf albümlerinin yanında denemelerim, Eurovision arşivim ve bazı haber çalışmalarımı da web sitemde yayımlamaya başladım. Kendime ait web sitemde bir yılı geride bırakırken beni bu yola girmeye teşvik eden Elif ve Alper’e ne kadar teşekkür etsem azdır. Tabi yine gezilerimin başlıca kahramanı olan Tokmakoğlu Ailesi’ne de söyleyecek söz yok.

Son gezilerinden olan Üsküp deneyimlerinizi anlatır mısınız? Üsküp’te mutlaka görülmesi gerekenler listenizde nereler var?

Makedonya’nın başkenti Üsküp, Balkanlar’da Belgrad-Selanik hattının tam ortasında birbirinden farklı medeniyete evsahipliği yapan, Osmanlı döneminde yıldızı parlayan bir şehir.

Makedonların Скопје, uluslararası camianın Skopje dediği kente Osmanlılar Üsküp adını vermiş. Sovyet ekolünü andıran geniş ve ferah ana caddeleriyle insanı rahatlatan Üsküp, işsizlik ve enflasyonun her geçen gün tırmandığı ülkenin en kalabalık kenti aynı zamanda. Avrupa’nın gelişmişliğine inat geleneksel yapıyı merak edenlere, özellikle Balkanlara ilgili olanlara Üsküp tavsiyesinde bulunabilirim.

Üsküp’te gezginlere Taş Köprü (Fatih Sultan Mehmet Köprüsü), Tarihi Eski Çarşı, Üsküp Kalesi ve son yıllarda yıldızı parlayan Matka Kanyonu’nu önerebilirim.

Üsküp İstanbul, Ankara ve İzmir’de bir döneme damgasını vuran İkarus marka otobüslerin hala ayakta olduğu, geniş caddeleri ile Demir Perde izlerine şahitlik edilebilen yapısıyla farklı bir deneyim sunuyor. Ancak 2-3 günde tam anlamıyla gezilebilir. Kur farkından dolayı yeme-içme imkanlarının görece daha ucuz olduğu Üsküp’te Türkiye’nin 20 yıl öncesi günlerine tanıklı etmek mümkün.

üsküp

Üsküp’te yeme-içme alışkanlıkları nasıl? Bize önereceğiniz bir lezzet var mı?

Balkanlar’da yeme-içme kültürü hemen hemen her ülkede aynı. Yurtdışına gittiğinde kendi damak tadına yakın olan lezzetleri arayan Türkler’in en çok tükettiği yiyeceklerin başında gelen köfte Üsküp Tarihi Eski Çarşı’da mutlaka deneyimlenmeli. Piyaz ve yoğurt eşliğinde gelen köfte Türkiye’de İnegöl Köfte olarak tanıdığımız kaşarlı köftenin benzeri.

Kaliteli etlerden yapılması nedeniyle damakta unutulmaz bir tat bırakan köftenin dışında ev yemekleri de Osmanlı’nın Makedonya’da bıraktığı izlerin bir göstergesi oluyor.

ilk yurtdisi deneyimim

 Küçüklüğünüzden beri gezmek ve görmek istediğiniz San Francisco’ya dair izlenimleriniz nedir? 2010 yılında bulunmuş olduğunuz bu şehirde nereleri gezdiniz?

Gururla yerine getirdiğimiz Work and Travel görevimizin ardından kalan 15 günlük periyotta Amerika Birleşik Devletleri’ni batısıyla doğusuyla gezme imkanı bulduk. Kaba taslak yaptığımız gezi programının ilk durağı olan Kaliforniya’yı güneyden kuzeye 2 bin kilometre kiraladığımız arabayla dolaşırken beni en çok heyecanlandıran bölüm hiç kuşkusuz Batı ABD turumuzun son durağı olan San Francisco oldu.San Francisco’da 1 gece konakladık. Dolu dolu iki gün süren gezimizde çocukluğumda izlediğim Bizim Ev dizisinin çekildiği evden tutun, ünlü Golden Gate Köprüsü dahil olmak üzere zihnimde yer edinen birçok yeri gezdik. Milk’in çekildiği eşcinsel cenneti Castro, Pier 39, Golden Gate Park, Fisherman’s Wharf, Bay Bridge, Lombard Street ve Midtown Madness oyunundan tanıdığım caddelerde tur atma şansına eriştik.

43 tepeye kurulan ve evsizleri, eşcinselleri, hoşgörülü insanlarıyla özellikle de Akdeniz ikliminin etkisindeki yapısıyla San Francisco heyecan yaratan bir kent. Türkiye’den uçakla 16 saat civarında bir uzaklıkta olan bu kent mutlaka görülmeli diyorum.

San Francisco bay bridge

Şimdiye dek kadar hangi ülkelerde bulundunuz? Sizi en çok etkileyen ve favoriniz olan neresi?

2007 yılında (17 yaşında) ilk kez Belçika’ya gerçekleştirdiğim yurtdışı seyahatiyle açıldığım dış dünyada bugüne kadar 20 ülkede 62 farklı seyahat gerçekleştirdim. Listenin başında kolay erişebilirlik imkanı sunması nedeniyle Yunanistan yer alırken, Bulgaristan, Gürcistan, İran, Çek Cumhuriyeti, Bosna-Hersek, Hırvatistan, Makedonya, Almanya, Hollanda, Fransa, İtalya, Vatikan, Macaristan, Avusturya, Lüksemburg, Slovakya, Karadağ, Amerika Birleşik Devletleri’nde bulundum.

Gördüğüm kentler arasında bir sıralama yapacak olursam ilk sıraya kesinlikle San Francisco’yu koyarım. Roma, Amsterdam, Köln, Brugge ve Selanik de favorilerim arasında.

iran abd buyukelciligi

Bugüne kadar gittikleriniz arasında sizi hayal kırıklığına uğratan bir yer oldu mu?

Sanıyorum en büyük hayal kırıklığını öncesinde zihnimde çok farklı tasarladığım Girit’te yaşamıştım. Girit bana çok cansız ve ruhsuz geldiği için üzmüştü. Soğuk görünümü ve genel olumsuz yapısı itibariyle Bulgaristan’ın başkenti Sofya da yine eksi puanlı listemde yer alırken, farklı beklentilerle gittiğim Tahran’ı da bu listeye yerleştirebilirim.

İmkânınız olsa, 1 sene izin ve maddi olanak sunulsa nasıl bir rota çizerdiniz?

İmkan yaratılsa ve bir yıllık zamanım olsa kesinlikle Meksika’dan başlamak üzere Güney Amerika ülkelerini adım adım sindire sindire gezmeye koyulurdum. Zaman yönetimine Pasifik’teki küçük ada ülkelerini de dahil ederek unutulması zor bir deneyime yelken açardım sanıyorum… Türkiye’ye uzak ve görece gezmesi daha masraflı olan Latin Amerika her gezginin rotasında bir gün yer edecektir diye düşünüyoum.

Röportajın orijinali için tıklayınız…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here