Hedef Fakülteyi Marka Yapmak

0
51

Göreve başladığı ilk günden itibaren gözle görünür birçok değişikliğe imza atan Ege Üniversitesi (EÜ) İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Müge Elden geride bıraktığı bir yılı gazetemize değerlendirdi. Eski öğrencisinin sorularını içtenlikle yanıtlayan Dekan Elden, hedefinin İletişim Fakültesi’ni marka haline dönüştürmek olduğunu söyledi.

Bugün İzmir’de medya kuruluşlarının yapılarına baktığımızda yüzde 85’lere varan Egeli İletişimcilerle karşılaşıyoruz. Yine birçok önemli sivil toplum kuruluşu, belediyeler, odalar ve borsalarda bulunan basınla ilgili birimlerde Ege Üniversitesi mezunu İletişimcilerin imzalarına rastlanıyor. Sektöre nitelikli eleman yetiştiren köklü fakültenin bir yıldır görev yapan dekanı Müge Elden  sorularımızı yanıtladı.

muge elden

Hocam biraz kendinizden bahseder misiniz?

1965 İzmir doğumluyum. İzmir aşığıyım. Gezmek, görmek, farklı yerlerde bulunmak çok güzel ancak İzmir gibisi yok. Eğitim-öğretim hayatım İzmir’de geçti. Özel Türk Lisesi mezunuyum. Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sinema Televizyon bölümünü bitirdikten sonra Ege Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde yüksek lisansımı yaptım. Ondan sonraki süreçte Reklamcılık Anabilim Dalı’nda Profesörlüğe kadar yükseldim. Yurt çapında birbirinden farklı yayınevleri tarafından basımı gerçekleştirilmiş 12 kitabım var. En büyük hayalim, isteğim Reklamcılık Bölümü’nde profesörlük unvanını almak ve aynı zamanda Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü altında çalışmaları yürütülen Reklamcılık Anabilim Dalı’nın fakülte bünyesinde ayrı bir bölüm olabilmesini sağlayabilmekti. Bu isteklerimden ikisinin de gerçekleşmesi oldukça mutlu etti beni.

Dekanlığa uzanan süreç nasıl gerçekleşti?

Bir önceki görevli dekan Ahmet Bülent Göksel Kıbrıs’a gidince fakültemiz dekanlık seçimlerine gitti. Öğretim üyesi arkadaşlarımızın ısrarlarıyla hiç aklımda yokken kendimi bir anda aday olarak buldum. Vizyon olarak dekanlığı hiç düşünmemiştim. Asistanlığa başladığım andan itibaren Reklamcılık’ı bir bölüm olarak, bir kürsü olarak kurmak aklımdaydı ama dekanlık yoktu. Ailem en başında adaylığıma karşı çıktı. Çünkü mükemmeliyetçi yapımı biliyorlar. Yıpranıp, yorulmamı istemedikleri için sürecin içine dahil olmamamı istediler. Ancak 8 Ekim’de gerçekleştirilen seçimlerin ardından 3 Aralık 2010 tarihinde Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi’nin beşinci dekanı olarak göreve başladım.

Yardımcılarınız da kadın?

Göreve başladıktan sonra ilk icraat olarak yorumlanabilecek gelişmeler yaşandı. İki dekan yardımcısı arkadaşım, fakülte sekreterimiz ve yeni kurduğumuz beş koordinatörlükten dördünün başına kadınları getirdim. Fakülte bazında baktığımızda en üst yönetim kademesinde benle beraber bulunan 9 kadronun 8’i kadın. Kadın elinin değdiği her şey gibi fark da ilk günden itibaren görülmeye başladı haliyle… Kadınlar yapı itibariyle hassas, sabırlı, dikkatli ve daha darbe emici çalışıyor. Yine yapılan bir araştırmaya göre erkeklerin günlük konuşma kapasitesi 3 bin kelime ile sınırlıyken kadınların kapasitesi 10 bin kelimeye kadar çıkıyor. Durum böyle olunca kadın ne kadar konuşursa konuşsun evine döndüğünde de konuşurken, erkekler sessiz kalıyor. İşyerindeki kadın konuşmaya ve iletişime daha açık bir yapı sergilerken, erkeklerde durum biraz daha farklı görünüyor.

Göreve geldikten sonra neler yaptınız?

Yaptıklarımızı anlatmak, arka arkaya sıralamak oldukça zor ancak geçen bir yıllık sürede arkamıza baktığımızda onca şeyi yapmayı başardığımızı farkediyoruz.  Öncelikle altyapı yatırımlarına önem vererek sosyal etkinlikler bağlamında birçok gelişmeye imza attık.  Bugüne kadar fakültemiz açısından büyük eksiklik olan Macintosh laboratuarını kurduk. Kendi imkanlarımızla ve destek olacak sponsorları biraraya getirerek çok güzel bir laboratuara kavuştuk.  Yıllardır kullanılamaz hale gelen stüdyolarımız yavaş yavaş değişiyor. Yakında baştan aşağıya değişen ve yenilenen ses kayıt stüdyomuzu da devreye sokacağız. Geçmişte birtakım stratejik hatalar yapılmıştı. Uçuk hayaller peşinde koşmanın ne kadar yanlış olacağının da farkındayım. Bu yüzden her zaman ulaşılabilecek hayaller üzerine hedef koymayı alışkanlık haline getirdim.

Yeni bina konusunda da benzer bir süreç var sanırım?

Öğrencilerimizin en büyük sıkıntılarından biri donanımlı yeni bir fakülte binasıydı. Bu konuda da rektörlüğümüzle işbirliği halinde ilerleyebileceğimizin farkındaydık. DPT süreçleri aşıldı. Devlet tarafından yapılacak yeni İletişim Fakültesi binasının temeli Mart ya da Nisan ayında atılacak. Şu anda 4 bin metrekarelik alanda sıkıştığımız hizmetimizi yeni binamızla beraber toplamda 11 bin 500 metrekarelere taşıyacağız. 3 katlı yeni binamızın son katı her türlü uygulamanın yapılabileceği farklı stüdyoların yer alacağı bir yapıda olacak. İletişim bilimi teoriyle uygulamanın birleşmesiyle başarıya ulaşabilir. Teoride kaldığı sürece sektörün ihtiyaç duyduğu kalifiye elemanları yetiştirmek mümkün olamaz. Öğrencilerimizi uygulamayla destekleyerek başarıya götürmek en büyük amaçlarımızdan biri.

Sosyal sorumlulukta da yol aldık…

Bugüne kadar yine eksik kalan ve bizce en önemli olması gereken unsurlardan biri olan sosyal sorumluluk projeleri de uygulamaya sokulmamıştı. İletişim Fakültesi markamızı güçlendirecek bizlere ve topluma katkı sağlayacak projelere hep birlikte imza attık. Çünkü üniversiteler sadece derslerin yapıldığı, teorik eğitimin verildiği yerler değildir. Konuşan Kitaplar Projesi ile görme engelliler için okuduğumuz 5 kitap ilk yılda 5 bin adet çoğaltılarak engellilerin hizmetine sunuldu. Bu projede miniklere de örnek olduk. İşbirliği yaptığımız ilköğretim okulundaki minikler de bizlere destek oldular. Şimdi farklı üniversitelerde aldığımız tekliflerle bu projeyi büyüterek tüm Türkiye’ye yaymayı amaçlıyoruz. Projenin çıkış noktası, kaynağı olarak bu yıl 10 kitap ve 10 bin kopyayla hedefi tam iki katına çıkartıyoruz. Yine İzmir’de bulunan devlet hastanelerinde lösemi tedavisi gören kardeşlerimizin ihtiyaçlarını tek tek tespit edip onlarla buluşuyoruz. Sadece ihtiyaç listesini temin etmekle kalmıyoruz, onlarla buluştuğumuz günleri birer eğlence ve şenlik gününe dönüştürüyoruz.

Logonuzu da değiştirdiniz?

Günü takip edemeyen, zamanın gerisinde kalanların yaşama şansları yok günümüzde. Eski logo ve marka anlayışında büyük kalın harfler vardı. Artık daha alçakgönüllü söylemler içerisinde olmalıyız. Logomuzu bu anlayışla büyük bir oylamayla ileriye doğru giden bir çerçevede yeniden belirledik. En önemlisi insan figürünü de ekledik. İnsani değerleri benimsemiş, etik değerlere sahip çıkan bir hale dönüştürdük.

Fakültede II. öğretim sistemi de başladı…

Doğru iletişimcileri yetiştiren ve bugün sektöre baktığımızda sektörün yüzde 85’ine hakim olan Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi gelen taleplere hayır deme lüksüne sahip değildi. Rekabetin olmadığı hiçbir alan yok. Biz yine bir tevazu örneği göstererek sadece Gazetecilik, Radyo Televizyon Sinema ve Halkla İlişkiler bölümlerimizde ikinci öğretim uygulamasını başlattık. Henüz yeni olan Reklamcılık Bölümümüzü bu sisteme dahil etmedik. Gelişen dünyada iletişim profesyonellerine bu denli bir ihtiyaç varken bu alandan yetişecek daha çok kişinin olması lazım. Kurumsal iletişim geleceğin alanı. Ben inanıyorum ki 20 yıl sonra açıkta iletişim öğrencisi kalmayacak. Kamu bile halkla ilişkiler ve iletişimcilere kayıtsız kalamaz durumda.

Kadın yöneticilerle çalışmak zordur derler, ne düşüyorsunuz?

Bunu benden ziyade benimle çalışanlara sormak lazım. Aynı dili konuşabilmek açısından kadınların beraber çalışmasının daha olumlu yönleri var. Örnek vermek gerekirse anne olan kadın çalışanlara “çocuğum hasta” dediğinizde sizin nasıl duygulara sahip olduğunuzu anlatmak için çok çaba sarfetmeniz gerekmiyor. Ama aynı durumu bir erkek çalışana anlatmak biraz daha uğraş gerektirir. O yüzden genel olarak baktığımızda ben bugüne kadar kadınlarla çalışmaktan dolayı bir sıkıntı yaşamadım.

Hedeflerden konuşalım öyleyse…

Yeni bir bina hedefimizde emin adımlarla yürüyoruz. Yeri gelmişken Türkiye’de bir ilk olacak İletişim Öğrencileri Kongresi gerçekleştireceğiz. Uluslararası düzeyde olacak bu etkinliğin açılışına ABD’de görev yapan dünyaca tanınan değerli akademisyen Fuat Fırat Hoca da gelecek. Bir iletişim öğrencisinin hayatında Fuat Hoca’dan bir saatlik dersi dinlemiş olmak kadar önemli ve değerli başka bir şey olamaz diye düşünüyorum. Farklı ülkelerden o kadar güzel teklifler geliyor ki bu alanda böyle bir kongreye ihtiyacımız gerçekten varmış.

Çokça ödül alıyorsunuz?

Bu yıl Aydın Doğan Genç İletişimciler Yarışması’nda Türkiye ikincisi olduk. Ödül alan öğrencilerimizin neden birinci olamadık tepkilerini duyduğumda çok mutlu oldum. Biz Türkiye’de yavaş yavaş birçok şeyi başardık. Artık uluslararası düzeyde başarılara ihtiyacımız var. Kurduğumuz beş farklı koordinatörlükle beraber fakülte yönetimimizde 40-45 kişiyle eşgüdümlü bir yönetime sahibiz. Çoksesliliğe inanan yapımızdan taviz vermeyeceğiz. Öğrencilerimiz de dahil olmak üzere fakültedeki herkese kapımız açık. Eleştiri ve çözüm önerileriyle gelen herkesle oturup tartışıp daha iyisi için mücadele ediyoruz.

Kadına şiddet olaylarını nasıl yorumluyorsunuz?

Tasvip edilecek hiçbir yanı yok haliyle. Şiddetin ifade biçimi hale geldiği bir anlayışı onaylamak mümkün değil. Bir başkasını ikna edebilmek ancak ikna ve karşılıklı iletişimle olmalıdır. Korkunun yarattığı saygı ve sevgi geçicidir.

muge elden (2)

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here