İletişim iletişimcilerle mümkündür

0
34

Zorlu ÖSS maratonunun üzerinden tam 5 yıl , kısa adı LYS olan Liselere Giriş Sınavı’nın üzerinden 8 yıl geçmiş.

Düzenli aralıklarla, düzensiz sistematiklerle değişen sınav sistemlerini bir bir eleyerek girdiğimiz üniversitede tek ders bırakmadan mezun olmayı başarabildik sonunda.

Bir yılı hazırlıkta, dört yılı ise bölümde geçmek üzere tükettiğimiz yıllarda kendi uzmanlık alanımızda ve birbirinden değişik alanlarda derslerle mücadele ettik.

Ders aktarma görevini yürüten onca öğretici geçti hayatımızdan. “Üniversite sadece ders yeri değildir” sözünden hareketle hayatı öğrendik. Hocaların ağzından çıkan her cümleyle yeni hayaller tasarladık zihnimizde. Bazı hocalarla dalga geçtik, bazılarını yetersiz bulduk, bazılarına aşık olduk…

260264_10150237905143649_582618648_7379205_5039720_n

Bazıları hoca olmanın ötesinde ne kadar zaman geçerse geçsin bir yerlerde mutlaka adı anılacak izler bıraktılar bizlerde…

Sınavlara aşılamayacak yüksekliklerde çılgın anlamlar yükleyen bizler yine hayattan çok da haberi olmayan liseliler olarak üniversiteyi gözümüzde çok büyütmüşüz aslında.

“Üniversiteye adım atmayı sağlayan sınavı aştıktan sonra herkes bir şekilde üniversite mezunu olabilir” önermesi gerçekten geçerli. Ancak önemli olan ve unutulmaması gereken bir nokta var ki, o da kişinin üniversite yaşamı boyunca ne kadar donanımlandırdığı kendini…

Türkiye genç ve dinamik nüfusuyla her taşın altından üniversite mezununa rastlayabileceğimiz bir ülke. Üniversite mezunlarını birbirlerinden ayıran en önemli özellik bu donanım kısmı oluyor.

Donanım üniversite öğrencilerinin okudukları yıllar boyunca kendilerine yaptıkları katkıların toplamı olarak adlandırılabilir en kaba haliyle…

Donanımını belli eden kişilerin hayatta zorlanacağı yerler olacaktır kuşkusuz; ancak diğer bireylere göre daha önde adım atacakları kesin.

Çiçeği burnunda bir İletişimci olarak, okullu bir İletişimciGazeteci olarak ülkem adına umutlarımı hiçbir an kaybetmiyorum.

Üniversite mezunlarının birçoğunun kendi alanlarında çalışmaması ya da çalışamamasının sorumluluğunu ülkeye değil, çalışamayan kişilere yüklüyorum öncelikle. Bu konuda donanımlı olmanın, doğru yerde doğru kararlar verebilmenin ne kadar önemli olduğunun farkındayım.

Ancak alanında uzmanlaşmış, diplomalı üniversite mezunları varken sektörleri alanında kuramsal bilgiye sahip olmayan kişilere emanet edenleri yok etmek geliyor içimden.

Doktorluğu başka birinin yapamaması, öğretmenliği alanında uzman olmayan birinin yapamaması ne kadar hayati bir önem taşıyorsa; İletişim sektöründe görev alacak tüm arkadaşların (Gazeteci, Radyo TV Çalışanları, Halkla İlişkiler ve Reklamcılık Çalışanları) bu alanda eğitim almış kişiler olması gerektiğini şiddetle savunuyorum.

Yarım yamalak bilgilerle her türlü işte uzman olduğunu sananlara inat bizler uzman olduğumuz alanlarda yapacaklarımızla toplumsal yaşama katkı sunarak farkındalık yaratabilecek güçteyiz.

İşte bu yüzden kendilerini yaşam koçu, iletişim uzmanı, gazeteci, radyocu, televizyoncu, halkla ilişkilerci, köşe yazarı, basın temsilcisi, reklamcı, iletişimci, iletişim danışmanı ya da adı ne olursa olsun iletişim sektöründe çalıştığını iddia edenlere lütfen akademik geçmişini sorunuz, sorgulayınız!

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here