İskender şehri Bursa

0
143

Mayıs ayının başı, havalar hala istenilen derecede ısınmadı. Dersler ve sınavlar yoğun bir tempoya ulaşmadan ani bir kararla yönümü Bursa’ya çeviriyorum.

Benim için her daim geçiş noktası olan Bursa’da ilk defa bu kadar ayrıntıya gireceğim. Şehir merkezine yıllar yıllar önce uğramışlığım var ancak akılda kalan pek bir şey yok haliyle…

Beş saatlik otobüs yolculuğunun sonunda Bursa Otogarı!

Etrafta ağaçlar dikkat çekiyor. Çağdaş görünümü ile Bursa Otogarı oldukça düzenli. Salt beton olarak düşünülmemiş. Balıkesir Otogarı’na benzeyen görünümüyle en az Balıkesir’inki kadar oturmuş. Çevrede bekleyen taksiler ve belediye otobüsleri şehir merkezine yolcu götürmek için duraklıyorlar.

Otogara gömülmüş biçimde arkadaşımı bekliyorum. Bir yandan kolumda saat ve üşümeme çabalarım…

Özel halk otobüsü adıyla toplu taşıma hizmeti vermeye çalışan otobüsler oldukça eski ve kente yakışmıyor. Zaten bu özel halk otobüsüyle ulaşımda doğan ikilik beni her zaman düşündürmüştür ne gereği var! Eğer daha kaliteli bir hizmet olacaksa tabi, ama bu zihniyetle zor.

Sonunda arkadaşım geliyor. Bursa’ya doğru devam ediyoruz. İki adım ilerleyemeden çevre yolunda takılıp kalıyoruz. Yoğun bir trafik karşılıyor Bursa’da. Akşam saatinden kaynaklanıyor yorumuyla adım adım devam ediyoruz.

Çevre yolu boyunca orta kaldırımda genç çınar ağaçları sıralanmış. Bu yeşillik o kadar mutlu ediyor ki, ayrı bir huzur aslında.

Trafikle boğuşmanın ardından Yeşil Bursa’nın yeşil Botanik Bahçesi’ne geliyoruz. Arabamızı park ettikten sonra tarihi İskender’in Botanik Parkı Şubesi’ndeyiz.

Acıkmış vaziyette büyük merak içinde gelecek İskender döneri bekliyoruz. Yoldan gelen biri olarak bu açlık bende bir nebze farklı tabi.

Tarihi 1867 yılına dayanan İskender Kebap’ı lezzetli kılan şey Uludağ’ın kekiği ile beslenen koçmuş. İskender dönerdeki etin kıymadan yapılmaması ve mümkün olduğunca yağının az olması da lezzeti etkileyen önemli etkenlerdenmiş.

Yavuz İskenderoğlu adına tescilli İskender Kebap’ın “İskender” adıyla Türkiye genelinde satış yapması yasaklanmış. Bu yasağa uyulan bir yere pek rastlamadım. Zaten İskender artık bir markadan çok kültürü ifade eder oldu.

Eski bir mavi bina ve bahçesindeki yeşillikler arasında arkamıza botanik bahçeyi alarak siparişlerimizi veriyoruz. Bizi ancak 1,5 porsiyon doyurur. Çevremizde dolaşan kedilerle beraber, adeta müzeleştirilen binayı seyrediyorum. Oturduğumuz sandalyelerden masaya kadar her şey tarihi bir anlamı taşıyor.

Kısa süren bekleyişin ardından dönerler masamızda. Büyük bir iştahla sindirerek, tadını çıkararak yemeye özen gösteriyorum. Gerçekten acıkmışım.

Etrafımız restore edilmiş binalarla dolu. Bu binaların birçoğu kafe olarak hizmet veriyor. Hesabı isteyip botanik bahçesine doğru yönelmeyi düşünüyoruz. Gelen hesap hayret verici. Bir porsiyona karşılık gelen fiyat 25 YTL civarında, iki kişinin ödediğini oradan hesaplayın. Yılın 2006 olduğunu da sakın aklınızdan çıkarmayın.

Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin sorumluluğunda olan botanik bahçesine giriyoruz. Fazla sessiz ancak oldukça bakımlı. Parkın ortasında yer alan göl kirliliğin pençesinde. Çevrede kurbağalar ve tek tük yürüyüş yapan insanlar…

Her yerde karşımıza çıkan laleler dikkat çekici. Birbirinden farklı heykellerde sanatsal bir anlam katmış. Ayrıca yürüyüş yollarında beton ya da parke taş kullanılmamış. Sert bir toprak türüyle yollar düzenlenmiş. Doğallığı sağlayan bu uygulama tüm parklara örnek olmalı!

Çocuk oyun alanları da ahşaptan, her ne kadar yaşımız tutmasa da çocuk olasımız geliyor. Zaten yeni çocukluktan çıkıyoruz hiçbir şey için geç kalmış sayılmayız.

Japon, İtalyan, Fransız bahçeleri derken farklı kültürlerin yansıtıldığı birbirinden farklı bahçeyi dolaşıyoruz.

Bu park Bursa’ya nefes aldıran alanlardan biri olmuş. Bunu açıkça görebilmek mümkün. Zaten kentin genelinde yeşile özellikle çınarlara rastlamak olası.

Üstümüzde özgürce uçan kuşlar ve kurbağa sesleriyle parkın içindeki tahta köprüden yürüye yürüye arabamıza yöneliyoruz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here