İzmir sokakları başkalarına emanet

0
141

Kentler o kentte yaşayanlarla sokaklarda buluşur, bütünleşir, birlikte vakit geçirir.

Kişileri kentlere bağımlı kılan, heyecan yaratan yerler hiç kuşkusuz hayatın akışının gerçekleştiği o sokaklar, ana caddelerdir.

Dünyaca ünlü şehirlerde, o şehirlerin başka coğrafyalarda konuşulmasını sağlayan yerler ortak buluşma noktalarıdır.

Şanzelize denildiğinde Paris, 5.Cadde denildiğinde New York, İstiklal denildiğinde ise akla İstanbul gelir. Her gün binlerce insanın hava soluduğu bu caddelerde yaşama dair her ana tanıklık edilir. Sokak müzisyenleri bir şeyler çalar, karnı acıkanlar yemek yer, işe yetişmeye çalışanlar koşturur… Bazıları da sadece kalabalığa dâhil olmak için bulunur o an orada.

kibris

Eğlenceyi de unutmamak lazım. Özellikle cumartesi akşamları eğlence mekânlarına gidilmeden önce son içeceklerin içildiği yerlerdir bu caddeler. Tabi eğlence sonrası eve giden güzergâhta son istasyonlardan biri de aynı zamanda…

***

İzmir’de buluşulacak, görüşülecek, sosyalleşilecek duraklar arasında en üst sıralarda Alsancak gelir. Kıbrıs Şehitleri Caddesi İstanbul’u, İstiklal’i andırır zaman zaman. Eğlencenin kalbi, alışverişin ve yeme-içme mekanlarının önemli temsilcilerini barındırır kalbinde…

Bütün haftanın yoğun koşuşturması ve stresinin ardından İzmirliler Alsancak akşamlarında, Kıbrıs Şehitleri’nin ara sokaklarında eğlenirler, unuturlar kafa yoran her şeyi. Kordon’da deniz havasını soluyanlar da dönüş yolunda Kıbrıs Şehitleri’ne uğramadan yapamazlar.

Son bir kez kalabalığa karışmak, şöyle bir etrafa göz gezdirmek yaklaşan pazartesi sendromunu uzaklaştırır belki de…

***

Uzun zamandır bir cumartesi akşamı dışarı çıkmamıştım. Tüm kentin eğlenmek üzere aktığı, geceleri de en az gündüzleri kadar rağbet gören Kıbrıs Şehitleri’nde olmaz olaydım…

Eğlencenin bittiği saatlerde geri dönüş başlarken Alsancak’tan diğer semtlere, adı Kıbrıs Şehitleri ile özdeşleşen Sevinç Pastanesi’nin önü cehennem azabının yaşandığı bir nokta oluyormuş aslında.

Arka arkaya sıralanan taksiler bastıkları kornalarıyla kulağımı tırmalarken, taksicileri yönlendirmeye çalışan “değnekçi” vatandaş, kalbinden kopan en güzel küfürleri tüm şoförlere savuruyordu. Kıbrıs Şehitleri Caddesi boyunca sağlı sollu sıralanan araçlar insan kalabalığının yürümesine izin vermezken, arkanıza bakmadan yürümeye çalıştığınızda her an bir motosikletin üzerinizden geçme ihtimaliyle yüzleşme şansına erişebiliyorsunuz…

Seyyar araçlarıyla boyoz ve kokoreç satanlar ile akla gelebilecek her türlü seyyar satıcının işgali altındaki ana caddede şöyle bir arkama baktım. Her zaman, her yerde, her ortamda İzmirliliğimizle övünen bizler, yaşadığımız bu şehre çok da sahip çıkmıyoruz dedim kendi kendime… Fütursuzca sağa sola küfür savuran taksicinin tavırlarını izledim yarım saat boyunca. Hiç kimse adamın ne yaptığını anlamıyor, umursamadan yanından geçip gidiyordu. Eğlence sonrasında nemalanma çabasında bulunan türlü kişi katlediyordu her saniye Alsancak’ı…

Gece yarısı saatte bir çalışan “baykuş” otobüsün şoförü bile gündüz çalışan şoförlerden farklıydı. Durağa yanaşmadan yolun ortasında durmuş, insanların potansiyel sarhoşluğunu düşünüp içinden türlü beddualar ediyordu adeta.

Bir kez daha sorguladım İzmir’i, her köşe başında bu kentin hoşgörüsünü, çağdaşlığını ifade eden insanları…

***

Kenti yönetenleri sokağa çıkmaya davet ediyorum. Özellikle mesai saatleri dışında ana arterlere çıksınlar… Başıboşluk ve samimiyetsizliğin örneklerini görebilirler her köşe başında… İzmir’i başkalarına emanet etmeyiz diyenler, sokakları başkalarına çoktan emanet etmeyi başarmışlar…

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here