Kadınlar Birlik Olmayı Başarabilmeli

0
56

İlk olarak İstanbul’da kurulan ve misyonunu kadınların seçimle ve atamayla gelinen tüm karar mekanizmalarında eşit temsilini sağlamak olarak belirleyen Kadın Adayları Destekleme ve Eğitme Derneği (KA-DER) son günlerde İzmir’de ses getiren birçok organizasyonda kendini gösteriyor. Derneğin İzmir Şube Başkanı Ayşenur Döken dernek kapılarını açtı, gerçekleştirilen faaliyetler ve çalışmalar hakkında bilgi verdi.

aysenur doken

Merhaba Ayşenur Hanım, öncelikle dernek hakkında konuşalım. KA-DER’in amacı nedir?

Derneğimizin amacı Kadınların politikaya katılımını engelleyen ekonomik, sosyal, kültürel ve yasal engellerin ortadan kaldırılması, kadınların karar mekanizmalarında eşit temsilini sağlamak için geçici özel önlem politikalarının yasalarda ve siyasi parti tüzüklerinde yer alması, partili ve partisiz kadınların güçlendirilmesi, aday olmaya teşvik edilmesi ve görünür kılınması, siyasi partilerde yer alan kadınlar arasında; onlarla kadın hareketi arasında, kadın sorunları ve politikaları konusunda iş ve güç birliğinin gelişmesi amacıyla, lobi, savunu, kampanya, örgütlenme ve eğitim çalışmaları yapmaktır. İlkelerimizden söz etmek gerekirse ayrımcılığın her türüne karşıyız, tüm yasal partilere eşit mesafede durmaktayız, tüm partilerin kadın kolları ve kadın parlamenterleriyle amacımız doğrultusunda eşit mesafede birlikte çalışırız. Ayrıca yönetim sistemimizde rotasyon uyguluyoruz. Aynı kişi 2 dönemden fazla yönetimde kalamaz.

Tam olarak ne yapıyorsunuz?

Kadınları motive edip onların önünü açmaya çalışıyoruz. Gelin aday olun şehrimizi, mahallemizi, ülkemizi yönetin diyoruz. Başka bir bakış açısıyla siyaset okuluna benzetebiliriz derneğimizi. Propaganda nasıl yapılır, kampanyalar nasıl düzenlenir, kadınlarla nasıl çalışılır bunları anlatıyoruz. Bireysel ve gruplar halinde ayrı ayrı çalışıyoruz. Bütün bunları yaparken bu kez dönüp siyasi partilere listelerinizde kadınlara yer verin diyoruz. Bu isteğimizi tüm kadınlar için yapıyoruz. Kadınlar yapıları gereği erkeklerden farklı. Özellikle koruyucu, kollayıcı özellikleriyle erkeklerden ayrılıyor. İşyerinde kadınların olması ciddi bir farklılık yaratır.

Kadınların yeterince temsil edilememesini neye bağlıyorsunuz?

Aslında geriye dönüp baktığımızda özellikle siyaset alanında halkla beraber olan şu ya da bu şekilde kişisel özellikleriyle halkı arkasına alıp önemli görevlere gelen güçlü kadınları görebiliyoruz. Temsiliyet noktasında en önemli unsurun karizma olduğunu düşünüyorum. Eğitim de bunun içinde ayrı bir önem taşıyor ancak. Eğitim tek başına hiçbir zaman yeterli değil. Zaman zaman eğitim almamış kişilerin de kişisel özellikleriyle toplumu yönlendirici görevlere geldiğine şahit oluyoruz. Siyaset anlamında konuşmaya devam ediyorum. İdeolojilerimizi topluma sunmak, fikirlerimizi doğru biçimde anlatabilmek, aktarabilmek önemli. Ancak bu şekilde kamuoyu oluşturulabilir. Daha ilkokuldayken hazırladığımız özgeçmişlerimiz bizlerin ilk kişisel reklam çabasıdır. Kendimizi sunma, en iyi şekilde ifade etme çabası… Bu yüzden kişiler temsil noktalarında görev alabilmek için kendi fikir ve düşüncelerini çok iyi bir şekilde sunmak zorundadırlar.

Anadolu’ya da sık sık gidiyorsunuz…

Evet, son yıllarda Anadolu’nun farklı illerine ziyaretlerde bulunuyorum. Kabuk değiştiren günden güne değişen bir Anadolu manzarası var. Çalışan kadınları gördüğümde onlarla sohbet ettiğimde birbirimizden çok şey öğrenebiliriz diyorum her defasında. Kadınlar dayanışma içerisinde, biraraya geldiklerinde ancak seslerini duyurabilirler. Her zaman daha çok olmak, güçlü olmak için birarada olmak önemli.

İzmir’de durum nasıl?

Kadınlar konusunda birçok farklı alanda sayısal anlamda “çok” olarak ifade edebileceğimiz dernek var. Bunların hepsi birleşsin tek olsun diye bir mantık yürütmemek lazım ancak ortak günlerde dayanışma örneği gösterilerek ortak etkinliklere imza atılmalıdır. 5 Aralık’ta Cumhuriyet Meydanı’nda İzmir Büyükşehir Belediyesi desteğiyle Kent Konseyi işbirliği ve hemen hemen tüm kadın derneklerinin katılımı ile gerçekleştirdiğimiz Türk Kadınına Seçme Seçilme Hakkının Verilişinin 77.Yıldönümü etkinlikleri içimize sindi. Hemen ardından İzmir Ticaret Odası’nın (İZTO) büyük destekleriyle yine kendilerinin evsahipliğinde düzenlediğimiz etkinlik büyük ses getirdi. Kimse sen şusun, sen busun demedi sadece kadın olduğu için oraya geldi. Mücahit Büktaş Salonu’na sığmayınca İZTO Meclis Toplantı Salonu’na geçtik. İzmirli kadın milletvekillerimiz başta olmak üzere, şehrimizin farklı bölgelerinde her kademe görev alan kadınlarımız biraraya geldik. Kadınları biraraya gelip kadın sorunları hep bir ağızdan dile getirdiler. Bunu başarmış olmak çok önemli. Yaklaşık 165 kadın arkadaşımız o gün bizimleydi. Protokol düzeni dahi yapmadan her biri istediği gibi oturdu, istediği gibi söz aldı. Bu manzaraları özlemiştik.

5 Aralık çok önemli diyorsunuz her defasında…

Her defasında üstüne basa basa vurgulamak istiyorum. 5 Aralık Türk kadınının bayram günüdür. En büyük kıvanç günüdür. Atatürk’ün öngörüsü ile kadınlara bahşedilen bu hakkın kazanımı ile ilgili zaman zaman eleştiriler yapılıyor. Doğru da olabilir ancak o dönemde meclise giren 18 kadın varken bugünkü rakamlar hala istenilen düzeyde değil.

Kadınların derneğe ilgisi nasıl?

İzmir özelinde konuşursak dernek faaliyetleri ve çalışmalarına çok ilgi yok. İzmir’in genel havası ve yapısından kaynaklanıyor olabilir. Bizler erken kalkmayı sevmeyen biraz da üşengeç olarak ifade edilebilecek yapıda insanlarız. Kadın dernekleri denilince feminizm algısı yaratılıyor. Anında ötekileştiriliyor. Ön planda olmak kimilerini rahatsız edebilir, ancak dernek çalışmaları her türlü katkıya açık. Yeter ki kadınlarımız söz söyleyebilir duruma gelsin.

Kadınlar neden temsil edilemiyor?

Temsil edilmek istenenlere karşı çeşitli önyargılar var. Erkek egemen toplumda yaşadığımızı unutmamak lazım. Erkeklerin her yerde daha fazla görünür olduğu ve kararların onlar tarafından alındığı bir düzende kimse koltuğunu kadınlara bırakmak istemez. Kadınların daha çok temsil edilebilmesi karakter ve kişilik özelliklerini ön plana çıkarmalarıyla mümkün olabilir. 25 yaşında belediye başkanı olmuş ve devlet bakanlığı görevine kadar yükselmiş bir Işılay Saygın örneğine sahibiz İzmir’de. Yine bir siyasi partinin içerisinde en yüksek görev olan genel başkanlığa gelmiş daha sonra da başbakanlık yapmış Tansu Çiller var. Bu kişilerin siyasi görüş ve duruşları ne olursa olsun temsil kurumlarında yakaladıkları başarıların takdir edilmesi lazım.Geleneksel kültüre göre yetiştirilen kadın kendine biçilen görevleriyle haşır neşir olurken zaman bulursa çalışmaya çalışıyor.

Kadınların hemcinsleriyle çalışması zor gibi bir algı var?

Özellikle benzer özellikleri taşıyan kadınlar sahiplenme, duygularıyla hareket etme gibi ifade biçimleriyle işinde, bulunduğu ortamda hareket etmek isterken kendi gibi birinin benzer davranış biçimlerini göstermesini yadırgayabilir. Bu yüzden kadınlar birbirleriyle konuşurken genelde göz göze gelmek istemezler. Ses yükseltip neden kırıldıklarını, neye kızdıklarını birebir karşıya belli edemezler. Erkeklerin takım oyununa alışkın olduğu gerçeği var. Çocukluklarından itibaren sokakta oyun oynarken takım oyunlarını tercih ederler. Futbol oynarken birbirleriyle kavga etseler bile oyun sonunda yaşananları unutup bir şey olmamış gibi bir şeyler içmeye gidebilirler. Aynı oyunda görev alan iki kadın ise öncelikle görev paylaşımı konusunda sıkıntıya düşer. Sıkıntı küslüğe dönüşürse uzun süren konuşmazlıklar dahi olabilir. Bu yüzden kadın ve erkeğin birlikte çalıştıkları ortamlarda daha organize ve daha işlevsel çalışmalar meydana gelir.

Basınla ilişkileriniz nasıl?

STK’lar olarak faaliyetlerimizin basında yer almasını istiyoruz. Bunun için ayrı bir mücadelemizde var. Dernek üyelerimizin derneğe bağlılığının artmasında meydanın payı olduğu kuşkusuz. Yerel basında yer alabilmek adına çeşitli girişimlerimiz oluyor. Bu konuda değerli medya temsilcilerinden destek bekliyoruz.

Hedefinizde ne var?

2014 yılında yapılacak yerel seçimlerde İzmir’de mevcut 30 ilçenin 15’inde kadın belediye başkanlarının seçilmesini istiyoruz. Eşit temsil ve hep birlikte yönetelim dileklerimizi sunuyoruz her defasında. Kent konseyleriyle yaptığımız çalışmalarda kendimizi ifade etme konusunda, kentlilere daha iyi ulaşabilmek adına olumlu geri dönüşler alıyoruz. Nesrin Ulema, Türkan Miçooğulları, Şenol Bal, Canan Arıtman gibi isimlerin KA-DER kökenli olmalarından mutluluk duyuyoruz.  Kız çocuklarının eğitimine önem verildiği ve kadınların toplumsal yaşamda çok daha görünür olduğu bir Türkiye hayalimiz.

aysenur doken 2

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here