Küçüklerin küçük istekleri…

0
51

Geçmişe dönüp küçüklüğünüzde yaşadıklarınızı ara sıra aklınıza getiriyorsunuzdur. Son günlerde nedense okula giderken ya da bir toplu taşıma aracında aklıma geçmişteki günler geliyor.

Aklıma gelenler aileye dair daha çok.

İki kardeş olmanın farklı anlamları olmuştur her zaman. Eğer iki kardeş erkekse ya da her ikisi de kızsa ve iki kardeş arasında yaş farkı fazla yoksa büyük olanın kıyafetleri küçüğe miras olarak kalır. Kıyafetle başlayan bu miras aklınıza gelebilecek ve kullanılabilecek durumda olan her eşya için geçerlidir.

Kardeş sayısı yükselirse ve cinsiyet sayısı yine tekse en küçük yandı demektir.

Benim bir ablam var ve aramızdaki yaş farkı 4.

Kıyafet konusunda; ikimize de alınan her şey genellikle yeni oldu. Ancak zaman zaman yaşımıza yakın kuzenlerimizden destek gelmedi değil.

Türk ailelerinin özelliği midir, bilmem ama gerçekten aile içinde bağlarımız güçlüyse bu tür dayanışmalar çok oluyor.

Yine dışarıya çıktığımda aklıma takılan bir şey…

İlköğretim birinci sınıfa giden çocuklar ellerinde seri halinde okuma kitapları ile okula giderlerken, ellerindeki kitaplara odaklandım ister istemez.

Küçüklüğümüzde yaşadığımız her şeyin birer yansıması oluyormuş ya aynen öyle!

Ben ilkokula (ilköğretim daha sonradan oldu) başladığımda öğretmenin tavsiyesiyle şu meşhur “Cin Ali” kitapları neredeyse tüm çocukların sahip olduğu bir nesneydi. Pırıl pırıl turuncu rengin ağırlıklı olduğu kitapların her birinde Cin Ali farklı bir maceraya karışıyordu.

kitapcocuk

Öğretmenin tavsiyesiyle beraber herkes kitapları almaya birer ikişer başlarken haliyle bende anneme kitaplardan almak istediğimi söyledim. Annem ise evimizin -ekonomisi onun etrafında döndüğünden- benzer kitap serisinin kuzenlerimden birinden geldiğini ve o kitaplarla eşdeğer özellikte olduğu için Cin Ali serisini almamızın gerekli olmadığı söyledi.

Bu cevap karşısında anneme binbir bahane ile öğretmenin kitap almayı zorunlu tuttuğunu söylemiştim. Zaten okul yıllarında istediğimiz bir şey olduğunda “öğretmen almayı zorunlu tuttu” deyip işin içinden çıkardık. Öğretmen adı devreye girince isteklerimizi elde etmek daha kolaylaşıyordu.

Benim ısrarımın ardından okula gelen annem öğretmenle konuşmak için teneffüsü bekledi. Öğretmenle konuşmanın ardından tanıdık bir karar ortaya çıktı. “Evinizde varsa almayabilirsiniz.”

Yeni bir şeylerim olsun, biraz sahiplik duygusu kazanayım içgüdüleri ile hareket eden ben için büyük bir yıkım daha oldu. Okul hayatım boyunca neredeyse tüm ders kitaplarım ablamın, kuzenimin ya da bir başkasının eskittiği oldu.

O kadar içimde tutmuşum ki çocukların elinde gördüğüm hikâye kitaplarına bile ilgiyle baktım, bilinçsiz olarak.

Çocuklar küçükken, çocukların küçük istekleri ailelerin bütçesine pek zarar vermez denge olduğu sürece.

Çocuklarınıza onlara ait özel bir şeyler aldığınızı vurgulayın. Çocuklar küçükken onlara maddi olarak büyük gelecek bir nesne, ilerleyen zamanlarda o nesneyi alabilecek duruma geldiklerinde onlara o günkü hazzı veremeyecektir.

Bir başka örnek…

Yine o yıllarda bisikletime bir süsü alabilmek için kaç defa babamdan para istemiştim. Birkaç defa deneyerek her seferinde topladığım paraları birleştirerek alabildiğim süs bana o kadar keyif vermişti ki!

Şimdi bisikletim var, binmiyorum param var almıyorum.

Çocuğunuz olsun ya da olmasın; bir çocuğun isteğine yanıt vermek onu mutlu edeceği kadar gelişimini de destekleyecektir; buna adım gibi eminim.

PAYLAŞ
Önceki İçerikİzmit’e dair…
Sonraki İçerikİşgal altındaki Akyaka!

Gözlem yapmayı, izlemeyi, yeni yerler keşfetmeyi, şehirlerde insanların içine karışmayı seven biri. Eğitimli muhabir. Gördüklerini, hissettiklerini, deneyimlediklerini yazmaktan keyif alıyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here