Manavgat’ın Şelalesi Side’nin Apollon’u Var

0
305

Şelaleler kenti Antalya, kendine bahşedilen bu güzellikleri ile onca gezilecek doğal güzelliğe ev sahipliği yaparken, ziyaretçilerine oldukça keyifli anlar yaşatıyor.

side (4)

Şehir merkezine 80 km. mesafede bulunan Manavgat Şelalesi alışılagelmiş şelaleler gibi yüksekten akmasa da kendine özgü özelliği ile yerli ve yabancı turistlerin ilgisiyle geçtiği coğrafyaya can vermeye devam ediyor.

Adını Manavgat ilçesinden alan ve ilçe merkezine 3 km. mesafede bulunan şelale, yaklaşık 5 metrelik bir yükseklikten düşen ırmak sularının yarattığı bir görsel şölenle akışını sürdürüyor.

side (5)

Diğer şelaleler ile karşılaştırıldığında çok az bir yükseklikten meydana gelmesiyle oluşan görsel fark, ırmağın yol aldığı güzergâhın genişliği ile heyecan yaratıyor.

Turizm adına yapılmaya çalışılan derme çatma tesisler ve şelalenin suyunun yönlendirildiği yapay kanallar Manavgat Şelalesi’nin ne kadar çaresiz ve bir o kadar bilinçsiz kesimler tarafından yönetildiğinin en büyük göstergesi. Meşrubat reklamlarının şemsiyeleri, güneşlikleri ve kafelerin plastik sandalyelerinin görsel rezaletinin yanıbaşında şelaleyi izlemek sıkıntı yaratsa da bu güzelliğin varlığına şahit olmak oldukça güzel.

Dünyada eşi benzeri bulunmayan görüntüsüyle, bembeyaz köpükleriyle, soğuk ve narin suyuyla insanı dinlendirip huzur veren şelale daha iyi bir yönetim ve bakış açısını hak ediyor.

Profesyonel Turizm Beldesi Side’deyiz…

Minicik bir belde onca güzelliğiyle Türkiye’nin turizm pastasından o derece büyük paylar alıyor ki şaşırmamak mümkün değil. Deniziyle, tarihi ve kültürel değerleriyle, doğasıyla gezilmesi, görülmesi gereken bir yer Side. Beldenin çarşısı turizm amaçlı yapılaşmanın kurbanı olma yolunda ilerlese de hala herkesin göreceği, beğeneceği bir şeyleri bulabilmek mümkün burada.

Manavgat Şelalesi’nin ardından bu kez yolumuz Side’ye düşüyor. Profesyonelce hazırlanmış, turizmle yoğrulmuş bir görünümle karşılıyor bizleri Side. Belli ki turizmle haşır neşir olmuş. Kimin ne istediğini bilircesine her nabza göre şerbet vermeyi ilke edinmiş. Tarih isteyene tarihi güzellik, alışveriş isteyene güzel dükkanlar, deniz isteyene kumsal ve güneş, dinlenmek isteyene kaliteli tesisler… Bu özenli belde, sokakları ile de güven ve huzur verirken bunca özelliği bir arada bulundurması ve açıkçası profesyonel görünümüyle birçok tatil beldesinde şahit olduğum o kötü, ilkel manzaraları bir anda unutturuverdi.

Restore edilmiş eski binalardaki lüks dükkanlarla bezeli çarşısı sonunda minik bir meydanla beraber denize ulaştırıyor bizleri. Side yazılı renkli flamalarla çevrelenmiş deniz kıyısı Atatürk heykelinin baktığı yönde Akdeniz’in o güzel manzarasını gösteriyor.

side (6)

Side Apollon Tapınağı

Meydana şöyle bir baktıktan sonra Apollon Tapınağı’nı izlemek üzere muhteşem manzaranın yanına ulaşıyoruz. Mısır Kraliçesi Kleopatra ile Romalı Komutan Antonius’un buluşup havuzunda yıkandığı yerde, eski Pamphylia’nın doğal limanında bulunan tapınak günümüzde hemen yanıbaşında bir yerleşim yerini (Side belde merkezi) barındırsa da Antik Çağ’da çok farklı özellikler taşıyormuş. Antik çağda kehanet merkezi olan Apollon Tapınağı dünyanın en önemli üç kehanet merkezinden biriymiş. (Claros’daki ve Delfi’deki Apollon tapınaklarıyla beraber)

side (1)

O yıllarda gün boyu bu tapınağın merdivenlerini aşındıran vatandaşlar her konuda kehanet talebinde bulunurlarmış. “Ne zaman evleneceğim?” diye soran genç kızların yanı sıra, “Bu savaşa girersek ordularımız kazanır mı?” diye soran imparatorlar da tapınağın müşterileri arasındaymış. Kehanette bulunmak için gelenlerin bu talepleri karşısında ücret ödemesi gerekiyor olması da tapınağın bulunduğu şehrin zenginleşmesinde önemli rol oynamış. Özel talepler için, kamu yararına olan taleplerden 7 kere daha fazla ücret ödemek gerekirmiş. Antik çağda, insanların tapınaklara girmesi yasakmış. Kehanete ilişkin talepleri rahiplere söylenir, onlar da başrahibe (ya da rahibeye) iletirlermiş. Kükürt gazı sızan bir odada transa giren başrahibin söylediği kehanet, daha sonra, yine rahipler tarafından “halkın anlayacağı” bir dile dönüştürülerek talep sahibine iletilirmiş.

Tapınağın Geçmişi

Kalıntıları bugüne ulaşmış olan tapınak M.Ö.4.yy’dan kalmış. Ancak bu Helenistik tapınak, M.Ö.6.yy’dan kalma arkaik tapınağın üzerine inşa edilmiş. O tapınaktan da önceleri, aynı yerde, daha da eski (belki M.Ö 8.yy’dan kalma) bir tapınak olduğu saptanmış. Yani üst üste 3 adet tapınak aynı yerde inşa edilmiş. Her halükârda, M.Ö.6.yy’a gelindiğinde, Didim bir kehanet merkezi olarak tüm dünyada nam salmış. İşte o dönemde, M.Ö.550 dolaylarında, büyük bir tapınağın inşaatına başlanmış. Bu tapınak, kehanet odasını barındıran küçük tapınağı içine alacak şekilde, Didim’in şanına uygun boyutlarda inşa edilecekmiş. İnşaat alanının boyutları 89 x 38 metreymiş. Ancak M.Ö.494’de, bölgeyi ele geçirmek isteyen Perslerle İyon Konfederasyonu arasında çıkan Lade deniz savaşını Perslerin kazanmasıyla tapınağın kaderi de değişmiş. Şimdiki İranlıların ataları olan Persler tapınağı yakmışlar, içindeki Apollon heykelini Persopolis’e götürmüşler, Milet’in halkını da Mezopotamya’ya sürmüşler.

Tapınağın kaderi Büyük İskender’in M.Ö.334’de bölgeyi ele geçirmesiyle yeni bir evreye girmiş. M.Ö.332’de, İskender’in himayesinde tapınağın yeniden inşaasına başlanmış. Ancak bu seferki tapınağın inşaatı hiçbir zaman sona ermemiş. Bir öncekinden daha da büyük olarak tasarlanan tapınak 109 x 51 metre boyutlarındaymış. Binanın çevresinde 120 sütun varmış. Heybetini daha da artırmak için 13 basamakla çıkılan bir platform üzerine oturtulan bu tapınağın inşaatı yaklaşık 300 yıl boyunca, Brankidler ailesinin ekmek kapısı olmuş. Aynı zamanda tapınağın rahipliğini de yapan aile, Büyük İskender sayesinde, İran’a götürülmüş olan Apollon heykelini geri getirmeyi de başarmış. Bu heykeli koruma altına almak için, kehanet odasının bulunduğu yere, Naiskos adı verilen, üzeri çatıyla kaplı küçük bir tapınak inşa edilmiş.  Hıristiyanlığın Roma İmparatorluğunun resmî dini olarak kabul edilmesiyle birlikte tapınak inşaatı durmuş. Bizans döneminde tapınağın içinde küçük bir kilise inşa edilmiş. İmparator Justinien döneminde, tapınak evsiz barksızların barındığı bir sığınma evine dönüşmüş. Tapınak duvarlarının alt kornişleri, stilize edilmiş çeşitli bitki ve yılan derisi motifleri ile bezeliymiş. Didim Apollon Tapınağı, bu boyutlarıyla, 127 sütunlu Efes Artemis Tapınağı ile çok ciddi bir rekabet halindeymiş.

side (2)

Bugün Türkiye Cumhuriyeti döneminde yapılan kademeli restorasyon ile sadece bir köşesi ayağa kaldırılan Apollon Tapınağı bu haliyle bile ilgi çekmeyi başarıyor. Denizin mavisi, göğün mavisi ve tapınağın beyazı ile seyrine doyumsuz bir manzarayı saatlerce izlemek istiyoruz ancak vaktimiz sınırlı. Tapınağın arkasından yürüyüşe devam ederken evcilleştirilen bir maymuna rastlıyoruz. Maymunla şakalaştıktan sonra yolumuz tarihi Roma ve Helen kalıntıların bulunduğu bölgeye doğru devam ediyor. Vespasianus Anıtı ve anıtsal çeşmeye göz attıktan sonra şehir kapılarından kalanlar gözümüze çarpıyor.

Bölgenin en önemli yapıları arasında sayılan Antik Tiyatro benzer dönemlerde yapılan antik tiyatrolara nazaran farklı üslubuyla dikkat çekiyor. Antik Roma tarzında tiyatrolar genellikle (hemen hemen hepsi) dik ve eğimli arazilere inşa edilirken Side’de bulunan antik tiyatro düz bir zemin üzerine inşa edilmiş. Side Antik Tiyatrosu 15 bin kişilik kapasitesiyle bölgede önemli etkinliklere ev sahipliği yapıyormuş.

side (3)

Side Müzesi

Bölgedeki eserlerin tamamının korunabildiğini söylemek çok gerçekçi olmaz. Ancak şimdiye kadar çoğu eser talan edilmeden ve çalınmadan korunmaya çalışılmış. Bu eserlerin en önemlilerinin sergilendiği Side Müzesi tarihi alanın hemen yanında yer alıyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı bu müzeye Müze Kart ile giriş yapmak mümkün.

Roma döneminde inşa edilen hamamın üzerinde yapılan değişiklikler ile müzeye çevrilen kompleks büyük bir avlu ile bahçeye de sahip. Bu bahçede lahitler, anıtlar, yazıtlar, sütunlar, büstler ve frizler sergileniyor.

Side, müzeleri, Roma ve Helen eserleri, mitolojisi ve savaşlarıyla sizleri bekliyor. İhmal etmeyin.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here