Önce taverna sonra tavla

1
139

Sakız adasının güneyini 5-6 saatlik bir rotanın ardından tükettikten sonra ada merkezine dönüş yolculuğumuz başlıyor. Ana güzergah dışındaki yolları tercih ederek küçük ada köylerinin içerisinden geçiyoruz.

Geçen sürenin ardından bu kadar farklı düşünce yapısına sahip kişiden ne fikirler, ne talepler çıkar endişelerinin yersiz olduğuna kanaat getiriyoruz. Bol kahkahalı, gülümsemeli, esprili ve uyumlu seyahatimizin ilk gecesine yaklaşırken, yoğun iş temposu ve stresten uzak olmanın rahatlığıyla içten içe yüzümüze değen güneşe bakıp, iyi ki gelmişiz düşüncesi geçiyor zihnimden bir kez daha.

Ani kararlar alarak, hızlı planlamalar yapmak bazen sarpa sardırsa da işleri, çok detaylı düşünmeden harekete geçmek doğru insanlarla yola çıkmak oldukça önemli. Bu yüzden bir kez daha teşekkür etmek lazım gezi arkadaşlarımıza.

***

Adanın dar ve bir gidiş bir geliş yollarında yavaş yavaş ilerlerken bir denize bakıyoruz, bir dağlara. Portakal bahçeleri, zeytin ağaçları ve bolca doğa kokusu eşliğinde Eren’in harita okuması, Ferzan, Yaşar ve Gülseren Eyice çiftinin paylaşımlarıyla merkeze yaklaşıyoruz. Ferzan’la ortak “hastalığımız” olan yurtdışında süpermarket gezme ve fiyat karşılaştırma huyumuz birden canlanıyor.

20140412_171751

Yol üzerindeki süpermarkette buluyoruz kendimizi. Paskalya Bayramı öncesinde renklenen reyonlar arasında dolaşırken, adaya özgü ürünlere bakıyor, Türkiye ile mukayese yapabilecek objelere göz gezdiriyoruz. Alkol, zeytinyağı ve süte kadar birbirinden farklı kategorilerdeki ürünlerin fiyatına detaylıca baktıktan sonra raflara veda ediyoruz.

ΒΟΣΠΟΡΟΣ (Bosphorus) Taverna

Dar ve dolambaçlı yollardaki seyahat rotası, güneşin ve açık havanın etkisi ile sabahın erken saatlerinde İzmir’den Çeşme’ye olan yolculuk bir araya gelince yorgunluk belirtileri de baş gösteriyor. Geceye hazır olmak, gözlerin gece eğlencesinde kapanmasını engellemek adına bir süre dinlenmeye çekilmek gerek.

Gündüz adaya adım atar atmaz rezervasyon yaptırdığımız Bosphorus Taverna’ya gitmeden önce otelimizde kısa bir mola veriyoruz. Buluşma saatini 9 olarak belirledikten sonra odada uzanarak gündüz bölümü değerlendirmesini yapıyoruz.

Buluşma saatine 1,5 saatlik bir zaman dilimi kaldığını farkedince güzel zaman dilimlerinin ne kadar hızlı geçtiği düşüncesiyle bir kez daha gezmek, yeni yerler görme fikrinin cazibesine kapılıyoruz.

Tavernaya doğru

Akşam yemeği için hazırlıklarımızı tamamladıktan sonra deniz kıyısına parkettiğimiz arabayı da alarak tavernaya doğru yola çıkıyoruz. Yaşar-Gülseren Eyice çiftini tavernanın önünde bırakıp, park yeri arayışına giriyoruz. Adanın merkezinde toplanan nüfusun birçoğu araçlarını kullanınca ciddi bir otopark sorunu yaşanıyor. Birkaç turun ardından bulabildiğimiz park yerini belleğimize kaydettikten sonra tavernaya adım atıyoruz.

Türkiye’de taverna denildiğinde akla gelen ilk simgeler porselen tabak kırma, peçete atma ya da ateşli meyve tabakları eşliğinde yemek yeme gibi unsurlar oluyor. Ancak taverna bize gösterilenin aksine insanların alkol eşliğinde (şarap ya da uzo) deniz ürünleri tükettiği ve klasik Yunan müziği eşliğinde dans ettiği yerler…

Bir Türk ortağı da olan Bosphorus Taverna adaya iki günlük paket turla gelen turistlerin etkisiyle adeta Türk gecesine dönüşmüş. Henüz yeni açılan ve eski bir Rum evinin dekore edilmesiyle tavernaya dönüştürülen mekanda çalışan sayısının az olması artan kalabalığa yetişilmemesini sağlıyor.

Herkesin eğlenmeye ve güzel zaman geçirmeye gelmiş olması, servisteki gecikmelerin umursanmamasını sağlarken, sayıca çok olan Türklerin, ortamdan beklenen yerel kültürel havanın oluşmamasında ise büyük bir etkisi oluyor.

20140412_223625

Adaya gelip yerel tatları, insanların eğlenme kültürünü gözlemlemek istiyorsanız turistik mekanlardan ziyade daha kıyıda köşede kalmış yerleri tercih etmenizde yarar var.

Yaklaşık 2 bin ada ve kayalıktan oluşan Yunanistan’da deniz ürünleri fiyatlarının pahalı olması mümkün değil. Ayrıca Türkiye’deki av yasak sezonu ile Yunanistan’ın takvimlerinin uyuşmaması hemen hemen her mevsim adalarda her türlü deniz mahsulünün bulunabilir olmasını sağlıyor.

Tzivaeri salatası, sarhoş meze, kalamar, aterine ya da sardalya ızgara, domates köftesi, şarap ya da uzodan oluşan fix menü kişi başına 16,5 euroya alınabilirken; kendi seçiminiz doğrultusunda maksimum 20 euro civarında menü oluşturmanız da mümkün.

Diller arası geçişler

Türk-Yunan ortak kültürünün iki ayrı dilde seslendirilen şarkıları ve buzuki eşliğinde uzolarımızı yudumlarken, bir kez daha iyi ki gelmişsiz sözleri çıkıyor hep bir ağızdan. Bir sonraki seyahati planlamaya hazırlanırken, alkolün etkisiyle duygusal anlar yaşıyor, konuştukça konuşuyoruz. Espriler ve gülen gözler eşliğinde İngilizce’den Türkçe’ye zaman zaman da Eren’in etkisiyle Fransız aksanına geçişler yapıyoruz.

Yaşar Eyice’nin anlık deneyimlerini aktardığı geçmişten kesitlerle medya dünyasının geçmişinden bugününe yolculuk yapıyoruz adeta.

Gecenin sonuna doğru yüzümüzdeki gülümsemeden hiçbir şey eksilmeden, kadehleri tokuşturuyor, hafiften soğuyan havayla ürperirken Ferzan’ı ve Eyice çiftini otele bırakıyoruz.

Bir sonraki gün sabahında erkenden Türkiye’ye dönecek Ferzan’a veda vakti de gelmiş oluyor böylece.

Central

Hıristiyan dünyasının Paskalya tatili dolayısıyla adada artan yabancı nüfus eğlence mekanlarına akıyor adeta. Limanın karşısındaki ana cadde boyunca, Avrupa’daki mekanlardan çok da farkı olmayan bar ve clublara yaş aralığı 13-17 arasında olan yüzlerce genç geliyor. Cumartesi gecesinin etkisiyle tıklım tıklım olan mekanlardan Central’a giriyoruz. İçeriye gruplar halinde giren kızlı erkekli gruplar arasından sıyrılıp bara kendimizi zor atıyoruz. Biranın ortalama 5 euro olduğu barda kulağa hoş gelen müzikler eşliğinde eğlence yaşanıyor. Ancak kalabalığın etkisiyle insanlar birbirleri ile sürekli temas etmek zorunda bırakılıyor.

Müziğin ritmiyle birlikte gözlemlerimizi sürdürürken, yaş grubunun düşük olması dikkatimizden kaçmıyor. Sürekli grup halinde giriş ve çıkışların olduğu Central’da ikişer bira içtikten sonra bir sonraki güne hazırlık için otele dönüyoruz bir kez daha…

20140413_160828

 

20140413_143602

20140413_143615

Sakız Kalesi

Kahvaltının ardından kiraladığımız aracın iadesini yapıyor ve adada merkeze yakın olan bölgede yürüyüşümüze başlıyoruz. Bir önceki günün yorgunluğunu hatırlamadan zamanın keyfini çıkartma telaşındayız.

20140413_144612

Sakız Limanı’nın kuzeyinde bulunan 180 bin metrekare büyüklüğündeki bir alanı içerisinde bulunan Sakız Kalesi’nin surlarından içeriye adım atıyoruz. Günümüzde 600 kadar yerleşik nüfusun içerisinde yaşadığı kalede bir Osmanlı mezarlığı da bulunuyor. Yine küçük bir meydan ve etrafında bulunan kafeler insanların buluşma noktası haline dönüşmüş. Kısa bir yürüyüşün ardından oturduğumuz kafede tavla (Yunanca tavli) turnuvasına başlıyoruz.

20140413_150519

Sırasıyla Eren ve beni saf dışı bırakan Yaşar Eyice ustalığını sözleriyle belirtmese de attığı zarlar ve yaptığı marslarla yeterince gösteriyor.

20140413_121737

Bira, Yunan Kahvesi, frappe gibi içeceklerle zaman geçirdiğimiz kale çocuklu ailelerin de güvenli oluşundan dolayı dinlenme tercihleri arasında yer alıyor.

20140413_160721

Dokuzuncu yüzyılda Bizanslılar tarafından yapıldığı tahmin edilen kale geçen zaman diliminde Cenevizliler ve Osmanlılar’ın katkılarıyla günümüzdeki halini almış. Adanın stratejik savunmasında önemli bir role sahip kale mübadele sırasında Anadolu’dan gelen Rumların ağırlandığı bir mekan olması anlamıyla da önemli. Adadaki üç camiden ikisinin bulunduğu kalede bir cami günümüzde kilise olarak hizmet yaparken, diğeri ise Bayraklı Cami olarak anılıyor.

1822 yılında adaya gelerek Osmanlı Devleti adına hasarlar veren Türk Amiral Kara Ali’nin mezarı da kale içindeki Osmanlı mezarlığında bulunuyor. Osmanlılar 1822 yılında adanın 74 beylerbeyini cezaevine kapattıktan sonra, ibret-i alem olması için ada merkezinde idam etmiş. Bu anı ve tarihi yaşanmışlıklar ada sakinleri tarafından bilgilendirici broşürlerde gelen turistlere aktarılıyor.

20140413_144229

***

Yaklaşan vapur saatimiz, iki dolu dolu gün süren Sakız maceramızın sonuna da geldiğimizi belirtirken, bizler bir sonraki seyahatin yeri ve tarihini seslendirmeye başlıyoruz.

Güzel insanlarla gerçekleştirilen keşifler zihinlere kazınırken, emeğe geçen herkese kocaman teşekkürler sunmak gerekiyor bir kez daha…

PAYLAŞ
Önceki İçerikPatlatmalı Sakız!
Sonraki İçerikYol uzun değil, yaşamak lazım!

Gözlem yapmayı, izlemeyi, yeni yerler keşfetmeyi, şehirlerde insanların içine karışmayı seven biri. Eğitimli muhabir. Gördüklerini, hissettiklerini, deneyimlediklerini yazmaktan keyif alıyor.

1 YORUM

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here