Sokak Sokak Ayvalık

5
2868

Tertemiz havası, sayıları 20’yi aşan adası, özenle korunan mimarisi, benzersiz Ege kültürü, 100 km’yi bulan sahil şeridi, zengin mutfağı, zeytini ve zeytinyağı ve daracık sokakları ile Ayvalık, insana ilham veren bir ilçe.

Yunanistan‘ın Midilli adasına göz kırpan bir noktada, Ege sahilinde kurulu olan Ayvalık, yüzyıllar boyunca kendine has kültürünü korumayı başarmış. Türkiye’de en çok tescilli tarihi yapıya sahip olan yerleşim yerinde her köşede insanı hayrete düşüren, düşündüren, zamanda yolculuğa çıkaran izler görülebiliyor.

Ayvalik-Begonvil

Bu yapıların kıymetini bilen insanların Ayvalık’a yerleşmiş olması ve bu konuda mücadele veriyor olması büyük şans. İlçe merkezindeki daracık sokaklarda günümüzde pansiyon ve butik otel olarak kullanılan çok sayıda yapı, bu güzel insanların sihirli dokunuşları sayesinde ayakta. Birçoğu da sihirli dokunuş yapacak güzel insanları bekliyor.

İstanbul, Bursa, İzmir gibi kentlere olan ulaşım bağlantısı nedeniyle her yıl, özellikle de yaz aylarında binlerce insan Ayvalık’a geliyor. Ayvalık’ın en az kendisi kadar markaya dönüşen Cunda (Alibey) Adası, son yıllarda giderek popülerleşen kaçış rotaları arasında.

Rüzgarlı Şehir Ayvalık

Ayvalık Adaları Tabiat Parkı, Türkiye’de benzer alandaki koruma alanları arasında en büyük yüzölçümüne sahip. Adaların dört bir yanı dalış turizmi başta olmak üzere doğayla bütünleşmek isteyen, bisikletini kapıp gelen, yürüyüş yapmak isteyen ya da denizin keyfini çıkarmayı düşünenlere açık.

‘Rüzgarlı Şehir’ olarak anılan Ayvalık, denizden karaya esen poyraz rüzgarının etkisinden dolayı bu ismi almış. Bu rüzgar aynı zamanda Ege Denizi’nin iyotuyla, Kaz Dağları’nın oksijenini buluşturuyor Ayvalık halkıyla. Bu buluşmanın etkisiyle zeytinin o müthiş aroması ortaya çıkıyor, dünyaca ünlü Ayvalık zeytinyağı da bu buluşmanın eseri aslında.

Seytan-Sofrasi-Ayvalik
Şeytan Sofrası’ndan Ayvalık

Hikaye Kydonia ile başlıyor

Antik çağlara uzanan tarihinde çevredeki adalarla birlikte önemli bir ticaret güzergahında yer alan Ayvalık, Kydonia ismiyle duyuluyor ilk kez. Benzer dönemde Cunda’nın ismi ise Nesos. 16. yüzyıla kadar balıkçıların yaşadığı, kendi halinde bir kasaba olan bu yerleşim yerinin tarihini değiştiren olay 1770 yılında yaşanmış.

Cezayirli Hasan Paşa‘nın Çeşme açıklarındaki Koyun adasında Rus donanmasıyla çarpıştığı geminin ateş alması Ayvalık’ın gelişimi için tarihi bir fırsat meydana getirmiş. Yardım almak için yanındaki 3 adamıyla birlikte Ayvalık’a sığınan Cezayirli Hasan Paşa, Papaz İkonomou’nun kapısını çalmış. Papazın ilgisi ve yardımının ardından yeniden donanmanın başına geçen Hasan Paşa, Osmanlı Hükümeti’nde sadrazamlığa kadar yükselmiş.

Ayvalik-Merkez
Ayvalık Cumhuriyet Meydanı

Ekonomik açıdan sıkıntı yaşayan ve çıkış yolu arayan Ayvalık için bir şeyler yapmak isteyen Papaz İkonomou, sadrazamlık görevine yükselen Cezayirli Hasan Paşa’yı İstanbul’da ziyaret etmiş. Sadrazamdan özerklik (otonomi) fermanı talebinde bulunan ve isteği yerine getirilen papaz aldığı fermanla birlikte geriye dönmüş. Osmanlı topraklarında bağımsız bir yönetim kimliğine kavuşan Ayvalık’ın gelişmesi, zenginleşmesi ve dünyaca ünlü bir çekim merkezi haline gelmesine katkısı bulunan ferman, kent tarihinde bir dönüm noktası olarak kabul ediliyor hala.

Günümüzde ilçe sokaklarında görülen etkileyici birçok mimari yapının bu zenginlikle oluşan geleneğin yansıması olduğu bir gerçek. Kıyı limanlarına kurulmasına izin verilen konsolosluklar ile birlikte İngiltere, Norveç, İtalya, Avusturya-Macaristan ve Fransa temsilcilikleri açılmış ardı ardına. Kültürel gelişime büyük katkısı olduğu ifade edilen; felsefe, filoloji, mantık, fizik, matematik dersleri verilen Ayvalık Akademisi 1803 yılında kurulmuş.

Ayvalik-Sokaklari

Sabun ve zeytinyağı fabrikaları, bağcılık, şarap üretimi, kentin dört bir yanını saran değirmenlerde üretilen buğday derken, Ege kıyılarında bir yükseliş hikayesi bu coğrafya. 1821 Rum İsyanı’na destek veren Ayvalık halkının bölgeden gönderilmesiyle ticaret sekteye uğramış. Durumun farkına varılmasıyla 1824 yılında geri dönmelerine izin verilmiş gidenlerin.

1920’li yıllarda Doğu’nun Boston’u olarak adlandırılan Ayvalık’ta nüfus 30 bine ulaşırken, 4 ayrı çarşıda binden fazla dükkanda hizmet veriliyormuş. Yunanların 29 Mayıs 1919 tarihinde Ayvalık’ı işgali yeni bir dönüm noktası olmuş ilçe tarihinde. 15 Eylül 1922’de, 1,5 yıllık işgalin ardından Türk egemenliğine giren Ayvalık, bu kez iki ülke arasında yapılan barış antlaşmasının sonucu olarak mübadele ile tanışmış. Ortodoks Rumlar karşı kıyıya gönderilip, yerlerine Girit, Midilli ve Makedonya’dan gelen Türkler yerleştirilince ilçenin tüm dokusu baştan aşağıya değişmiş.

Mor-Salkim-Ayvalik

Ayvalık sokaklarında kaybolmak

Bir kenti tanımanın, keşfetmenin, hissetmenin en iyi yöntemi sokaklarında yürümek. Ayvalık bu konuda çok şanslı. Birçok günübirlikçinin yaptığı gibi sahil şeridinden geçip plaja doğru giderseniz ilçenin güzelliklerini görmeniz mümkün değil. Geçmişte birçok kez ben de benzerini yaptığım için Ayvalık hep yarımdı zihnimde. Bu kez şehrin dokusunun tam ortasında Macaron Konağı’nda konaklayıp, her sabah uyandığımda ilçede yaşamın kalbinde olmanın hissiyle bambaşka duyguları deneyimledim.

Ayvalik-Sokaklari-Eski

Günümüzde birçoğumuzun Rum mimarisi ya da Rum evleri olarak tanıdığı yapılarla ilgili bir düzeltme ihtiyacı var. Macaron Konağı’nın işletmecisi, Mimar Serap Tuncay’la yaptığımız sohbette bu evlerin Rum ustalar tarafından yapıldığı için ‘Rum evleri’ yanılgısına düşüldüğünü öğrendim. Bu yangılgının benzer örnekleri Foça, Çeşme hatta Birgi için bile söylemek mümkün. Anadolu’nun farklı birçok noktasında inşaat konusundaki hakimiyet Ermeni ve Rumların elinde olduğundan bu yapılar genellikle Rum ya da Ermeni evleri olarak adlandırılmış.

Ayvalık’ı bu mimari anlayışta benzersiz kılan özellik bu yöreye özgü sarmısak taşından kaynaklanıyor. Birçoğu 1800’lü yılların sonu ve 1900’lerin başına tarihlenen evler cumbalı ve birbirini tamamlayan güzellikleriyle her bir solukta bir kez daha düşündürüyor insanı. Zaten örnekler üzerinden konuşurken bu evlerin benzerlerinin Ege adalarında olmaması da aynı düşünceyi destekliyor.

Eski-Ayvalik-Evleri

Üst katları ‘ahşap çatkı’ olarak isimlendirilen bir teknikle yapılan evler, Osmanlı İmparatorluğu çok kültürlü yapısının bir benzeri olarak ilçenin farklılıkları hissettiriyor. Ticari yapılar deniz kıyısına, konutlar biraz daha içeriye, dini yapılar ise tepelere inşa edilmiş. Özellikle kapılarıyla dikkat çeken evlerin arasında faytonlar, bisikletler, pazar arabalarıyla yürüyen yaşlılar ve bolca çocukla rastlaşmak mümkün. Sokakların dar ve elverişsiz olması motorlu taşıtları ister istemez engellemiş. Bu durum fazlasıyla keyif verdi bana.

Dini yapılar

İlçede yapılış amacı ve kullanımı cami olan yalnızca iki yapı olduğunu öğrenince bir hayli şaşırıyorum. Günümüzde cami olarak kullanılan birçok yapı kilise olarak inşa edilmiş. Kentteki en ünlü dini yapı unvanını taşıyan Taksiyarhis Kilisesi, 2003 yılında restore edilmiş ve müze olarak ziyarete açık. 1844 yılında baş melek Cebrail’in adına inşa edilen yapıda sütunların üzerinde bitkisel motifler var.

Taksiyarhis-Kilisesi-Ayvalik
Taksiyarhis Kilisesi

Türkiye’de belki de dünyada bir benzeri olmayan çan kuleli bir cami de var ilçede. Saatli Cami (Agia İanni), sonradan eklenen minaresi ile birbirine hoşgörü mesajı veren çan kulesiyle oldukça etkileyici. 1870’de inşa edilen kilisede şu aralar çanla ilgili bir sıkıntı olduğundan çan sesi duyulmuyormuş; ancak normalde çan sesini duymak mümkünmüş. Geniş bir avlunun içinde bulunan cami, palmiye ağacı ve taş yapısıyla insanı şaşırtan noktalardan.

Saatli-Cami-Ayvalik
Saatli Cami, Ayvalık

Esnaf lokantaları harika

Bu güzel yerleşim yerinin ülkemize armağan ettiği şeylerden biri de esnaf lokantaları. Gayet makul fiyatlarla, özenle seçilen malzemelerle pişirilen mis gibi yemekleri yemek için sokak aralarında kokuları takip etmek yeterli. Zeytinyağlılar, ot yemekleri, etli yemekler, çorba ve tatlılar tam anlamıyla tadından yenmiyor. Meşhur tostu da unutmamak lazım tabi.

Pasa-Corba
İzzet Durko, Paşa Çorba

Açıldığı ilk yıllarda menüsünde yalnızca çorba bulunan Paşa Çorba, günümüzde 20’den fazla zeytinyağlı yemek ile Türk mutfağından klasik tatları servis ediyor. Paşa Çorba’nın sahibi İzzet Durko, yemeklerin mübadillerin tariflerine göre yapıldığını ve her gün pazarda buldukları malzemeye göre menüyü çeşitlendirdiklerini söylüyor. Benim gibi işkembe çorbası seviyorsanız mutlaka tadına bakın Paşa Çorba’da.

Antikacılar Çarşısı

Hala Gümrük Müdürlüğü’nün binasının bulunduğu, geçmişte gümrük işlemlerinin yapıldığı meydan, günümüzde Antikacılar Çarşısı olarak çekim merkezine dönüşmüş. Bir pasajın içerisinde yan yana sıralanan dükkanlarda aklınıza gelebilecek birçok farklı antika eşya satılıyor. Çevirmeli telefonlar, bira bardakları, kıyafetler, tel dolaplar, takı ve süs eşyaları bunlardan bazıları.

Cafe-Caramel-Ayvalik
Cafe Caramel, Ayvalık

Antikacılar Çarşısı eski günlerdeki hareketliliğini kaybetmiş. Bunun sebebi her cumartesi kurulan Ayvalık Bit Pazarı. Cafe Caramel‘in işletmecisi, anne babadan antikacı Deniz Tuğhan Arbak’ın girişimleriyle 2007’den beri kurulan Ayvalık Bit Pazarı, Antikacılar Çarşısı’nda olan birçok insanı Cafe Caramel çevresine çekmeyi başarmış. Her cumartesi Bursa, Balıkesir, İzmir hatta İstanbul’dan bit pazarını görmeye gelen bir kitle oluşmuş. Cafe Caramel’in içerisinde çok sayıda farklı obje var. Hem gezin hem de soluklanıp bir şeyler için.

Ayvalık’ın perşembelerini anlamlandıran meşhur Perşembe Pazarı, tarihi dokunun içerisinde, daracık sokaklarda tam anlamıyla bir cümbüş. İlçeye perşembe günü geldiyseniz mutlaka uğramanız, yaşamanız gereken bir hengame bence. Ününü bilen Midillililerin de sık sık geldiği pazarda meyve, sebze, kıyafet ve züccaciye ürünleri satılıyor.

Kvcii-Ayvalik
Kvcii, Ayvalık

Kıymetini bilen ve tarihe sadece maddi bir pencereden bakmayan insanların gelmesiyle birlikte ilçede yaşanan dönüşüm kendini hissettiriyor. Bir zamanlar hava karardığında yürünmeye korkulan sokaklarda birbirinden güzel mekanlar açılmış. Bunlardan biri de Kvcii Coffee House. Merkez postane binasının karşısındaki dar sokaktaki mekan, İstanbul’daki beyaz yakalı işini geride bırakıp Ayvalık’a yerleşen bir girişimciye ait. Aydın Böke, İstanbul’dan vazgeçip Kvcii’ye hayat vermiş. Kendi pişirdiği tatlıları, limonataları, kahve çeşitleri ile Kvcii’de mola vermek gerek.

Ayvalık’ta konaklama seçenekleri

Ayvalık her bütçeden insanın konaklamak için uygun yer bulabileceği bir destinasyon. Lüks otellerden pansiyona, kamp alanlarından butik otellere kadar farklı seçenekler var. Ben Ayvalık seyahatimde Macaron Konağı‘nda kaldım.

Macaron-Konagi
Bahçe, Macaron Konağı

Zevkli bir şekilde dekore edilen, tarihi bir Ayvalık evinde konaklamak insanı geçmişe götürüyor. Konağın bahçesi gün boyu keyifli vakit geçirmek, kitap okumak, sohbet etmek ve Macaron’un maskotu Kuki ile oynamak için ideal. Ayrıca kahvaltısı da şahaneydi. Mimar Serap Tuncay ile eşi inşaat mühendisi Yavuz Tuncay’ın emeği konağın her köşesinde hissediliyor. Tuncay çiftinin Ayvalık sevdası ve ilçenin güzelleşmesi, tarihi yapıların ayağa kaldırılması ve daha yaşanabilir bir ilçe için verdikleri mücadeleye geçirdiğimiz kısa sürede tanık olmak ayrıca mutlu etti beni.

Istanbul-Pansiyon-Ayvalik
İstanbul Pansiyon Ayvalık

Konaklama için pansiyon düşünenlere İstanbul Pansiyon Ayvalık, önerilerim arasında. 120 yıllık tarihi evde 6 oda bulunuyor. Bahçesi, sevimli kedileri ve merkeze yakın konumuyla aklınızda bulunsun.

Murat-Reis-Ayvalik
Murat Reis Ayvalık

Lüks ve konforundan taviz vermeyenler için ise Murat Reis Ayvalık, en iyi seçenek. Mısır’dan getirilen beyaz kumu ile etkileyen mavi bayrağa sahip plajında keyif yapabileceğiniz Murat Reis, 1970’te kurulan bir tesis. Yakın dönemde yenilenen ve misafirlerini ağırlamaya başlayan otelin en etkilendiğim özelliği ise otel iskelesinden Cunda adasına özel teknelerle transfer sağlanması.

Tarihi evleri, anısı ve hikayesi olan sokakları, sıcakkanlı insanları, leziz yemekleri, doğası, kültürü, denizi, yemyeşil ormanları ve tertemiz havasıyla Ayvalık’ı sokak sokak gezmeden tanıyamazsınız.

5 YORUMLAR

  1. Buğra Bey, Ayvalık deyince hayat sokakta hakikaten. Sokak sokak Ayvalık başlığı ve fotograflar birbirini tamamlamış inanın günde birkaç sefer geçtiğim sokaklar olmasına rağmen her geçişimde yeni detaylar farkediyorum. Bu yüzden Ayvalık’a bir kez gelmek yetmez.Tekrar güzel paylaşımınız için teşekkürler ve yine bekleriz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here