Sünneti de tartışalım

0
53

Avrupa Birliği uyum süreciyle birlikte Türkiye’de uzun yıllar gündeme dahi gelmeyecek birçok konu tartışılır hale geldi. İyileştirmeler, uyumluluk çalışmaları hazırlandı; uygulamaya koyuldu…

Avrupa bahanesiyle Türk vatandaşlarının yaşamlarını daha kaliteli hale getirilecek ve kağıt üzerinde kalmayacak yasal değişikliklerin her ne denirse desin destekçisi olmak gerek. Hangi bahane olursa olsun toplumsal yaşamda ilerlemeye, çağdaşlaşmaya, insanı merkeze koyan anlayışın arkasında durmalıyız hep beraber.

***

Bir yandan Avrupa kapılarında bekleyen Türkiye adım adım reform süreçlerini gerçekleştirirken hiç olmadığı kadar Avrupalı olmaya niyetlenen AK Parti Hükümeti’nden zaman zaman anlayamadığımız garip sesler yükselebiliyor.

Çoğu kez dönüp arkamıza böyle sözleri nasıl söyleyebiliyorlar diye soruyoruz şaşırırcasına. Bir anda değişen ülke gündemi ve peşi sıra gelen destekleyici sözlerle gerçekten “o” sözleri söyleyebileceklerine kanaat getirip anlamamaya devam ediyoruz şaşkınca bakışlara…

***

Kürtaj üzerinden başlatılan tartışma tam odak noktası oldu anlattığım durumun. Nereden, nasıl çıktığı belli olmayan bir konu Türkiye’nin göbeğine oturdu, ne diyeceğimizi bilemedik.

Önce inanmak istemedik sonra Diyanet, bilimsel danışmanlar derken kürtaj polemiği inatlaşmaya dönüştü. Yurdun dört bir yanında farklı bakanlar aynı sözlerle savundu kürtajı. Biz baktıkça baktık, onlar söyledikçe söyledi. Yine Türkiye biz ve onlar diye ayrıldı; kimileri sessiz kaldı.

***

Gaf diye nitelendirilebilecek benzer çıkışların sosyal medyadaki yansımaları çok daha acımasız oluyor. Twitter ve Facebook başta olmak üzere mizah dergilerinde kürtaj genişçe yer buldu kendine. Hükümete yöneltilen ağır eleştirilerle kadın bedeni üzerinde egemen kılınmak isteyen anlayış yerden yere vuruldu.

Yine “benim bedenim benim kararım” kampanyasıyla dillendirilen ve kürtaja ilişkin düzenlemeyi eleştiren girişim büyük ses getirdi. Geniş kitlelerce anlamlandırılamayan ve insan bedeni üzerinde kendini hak gören biçimde zorlayıcı, bağlayıcı kararlar alma çabasına girişen bir devlet yönetimi anlayışı eskilerde kaldı.

Yüzünü batıya çevirmiş bir Türkiye’nin bunları tartışması ne kadar boş ve mantıksız. Daha çok demokrasi, daha çok özgür düşünce, daha çok insan hakkı konuşmamız gerekirken kör kuyular içinde birbirimizi yemeyi tercih ediyoruz.

***

Tam da kürtaj tartışmasının ateşi dinmeden Köln’den bir haber geldi. Köln Eyalet Mahkemesi’nin sünnetin yasadışı olduğu yönündeki kararı “ancak bu kadar olabilir” dedirtti bana.

Henüz erginliğe erişmemiş ve kendi bedeniyle ilgili kararları alamayan bir çocuk üzerinde “gelenekler” uyarınca müdahalede bulunmasının saçmalığı üzerince onca kafa yoran biri olarak mahkeme kararının arka planına göz attım.

18 yaşını doldurmuş bir insan kendi özgür iradesiyle bu kararı verinceye değin “sünnet” insan bedenine yönelik saldırı ve zarar verme olarak tanımlanıyor Köln’de. Yeni çok kısa bir biçimde özetlemek gerekirse “onun bedeni, onun kararı” olmalı işin doğrusu.

Sünnetin yararları, zararları klişelerinden kurtulup biraz daha akılcı bakmak lazım bence olaya… O açıyı tutturup, oradan bakmaya çalışmak çok da zor olmasa gerek.

Ya da boşverin en az beş çocuk diyelim biz!

PAYLAŞ
Önceki İçerikYunan yangınının esintileri
Sonraki İçerikBizden bir ada Sisam
Gözlem yapmayı, izlemeyi, yeni yerler keşfetmeyi, şehirlerde insanların içine karışmayı seven biri. Eğitimli muhabir. Gördüklerini, hissettiklerini, deneyimlediklerini yazmaktan keyif alıyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here