Teksas’ın Başkenti Austin

0
204

George W.Bush’un geçmişte valiliğini yaptığı Teksas eyaletinin başkenti Austin, Teksas’ın 4, ABD’nin ise 17.büyük şehri olarak, canlı müziğin dünyadaki başkenti olarak da akıllara kazınmış. Yüzlerce canlı müzik yapan işletmeleriyle Teksas’ın idari merkezi olan şehir, çok kültürlülüğü ile farklı renklere evsahipliği yapıyor. İleri teknoloji, işletme ve ekonomi alanlarında büyük bir gelişim göstermesiyle de sık sık gündeme gelen Austin’de, dünyanın en büyük 500 şirketinden birçoğunun temsilciliği bulunuyor. Sosyal paylaşım ağı olan Facebook son dönemde açtığı sayılı temsilciliklerinden birini Austin’e açmış.

Teksas içi turları ile yakın çevremizi keşfetmeye çalışırken, önümüze sunulan Austin seyahati bizim için güzel bir tesadüf oluyor. George W.Bush’un ABD Başkanlığına adımını atmadan önceki son durağı olan kenti yakından tanıma imkanına kavuştuğumuz için mutluyuz.

Yarı uyuyuk vaziyette geldiğimiz Austin, Teksas’ın sıcak havasıyla bizi karşılıyor. İlk durağımız valilik binası… Amerika Birleşik Devletleri’nin 50 eyaletinin başkentinde Beyaz Saray’ın kopyası olan valilik binaları varmış. Bu binaların Beyaz Saray’dan farkları, farklı renkleri ve biraz daha küçük boyutta olmalarıymış. Austin Valilik Binası kahverengiye çalan rengi ile restorasyon çalışmasına alınmış. Valiliğin önündeki parklar ve yeşil alanlarda cirit atan sincaplar yine ilgimizi çekiyor. Her birimiz ayrı bir koldan koşturuyoruz sincapları. Bizleri San Antonio’dan Austin’e getiren ABD’li arkadaşlarımız merakla soruyorlar,

– Sizin ülkenizde sincap yok galiba?

Biz de hemen cevabı yapıştırıyoruz,

– Kedi, köpek çok ama sincaplar sokaklarda gezmez.

Bizlerin sincap şaşkınlığını bu kez onlar kedi ve köpeklerle yaşıyorlar. Kedi ve köpeklerin sokaklarda başıboş gezmesi onlara oldukça ilginç geliyor haliyle.

Binaya girişimiz sırasında çok ciddi bir güvenlik denetiminden geçiyoruz. Normalde gruplar için tahsis edilen rehberlik hizmetini almamız için beklememizi söylüyorlar. Grubumuzda bulunan Çinliler ile Ukraynalılar bir anda kaybolunca bizler de kendi başımıza gezmeye karar veriyoruz. Uzunca, iki yana kıvrılan, geniş, mermer merdivenlerden hızla çıkıyoruz. Amerikan filmlerindeki gizli belgelere ulaşmaya çalışan ajanlar gibi ilk bulduğumuz kapıdan içeri giriyoruz. Müzeleştirilen, senato meclis salonuna girdiğimizi farkediyoruz. Teksas eyaleti ile tarihi kararların alındığı bu salonun her iki yanında önemli siyasetçilerin tabloları yer alıyor. Bunlardan en önemlisi Lorenzo De Zavala.

Lorenzo De Zavala aynı zamanda valilik binasının yanında yer alan ve kendi ismiyle anılan Devlet Arşivi ve Kütüphanesi ile de Teksaslıların onurlandırdığı tarihi bir kişilik.

Senato kararlarının alındığı meclis salonunun hemen yanında yer alan özel odada ise Teksas Cumhuriyeti’nin tarihine ithafen bayraklar sergileniyor. 1836 yılına kadar Fransız, İspanyol ve Meksika egemenliğinde kalan Teksas, 1836-1845 yılları arasında bağımsız bir cumhuriyet olarak varlığını sürdürdü. Amerika Birleşik Devletleri’ne bağlanana kadar ki varlığı ile bölgenin önemli tarihi gelişmelerine evsahipliği yaptığından senatonun etrafındaki tüm odalarda dönemi anlatan belgelere rastlamak mümkün.

Binanın tam ortasına, yukarı katlardan baktığımızda mozaik olarak işlenmiş olarak gördüğümüz “Republic Of Texas” yazısı ise bir başkentte olduğumuzu hatırlatıyor bizlere.

Binayı karış karış gezdikten ve günümüzdeki meclis genel kurul salonunu da gördükten sonra bahçeye inip fotoğraf çekiliyoruz. Kalan zamanımızı değerlendirebilmek amacıyla koşuyoruz Austin caddelerine. Lady Bird Lake nehrinin şehri böldüğü köprüye doğru ilerlerken seyyar bir araba üzerinde Türk Kebabı yazısı dikkatimizi çekiyor. Türkçe konuşma çabalarımız el vermeyince kebapçının Türk olmadığını anlıyoruz. Amerika’nın birçok yerinde kebapçılık yapan Amerikalılara rastlamak mümkün, bu kebapçıların domuz ürünleri satması da doğal karşılanıyor. Yani tabelasında kebap yazan bir yere oturup gönül rahatlığı ile yemek yiyebilmek –Müslümanlar için- mümkün değil.

Canlı müzik, bar, kulüp ve kafelerin bir arada olduğu 7. Cadde, öğle saatleri olduğundan çok canlı görünmüyor gözümüze. Biz birkaç dükkanı görüp kalan zamanda yemek yiyelim endişesiyle hızlı bir tur atıyoruz Kongre Caddesi’nde.

Lady Bird Lake’in Kongre Caddesi üzerindeki köprüsüne geldiğimizde geri dönmek üzere son kez fotoğraf çekiliyoruz. Austin için ayrılan sınırlı zamanımızın sonuna doğru yaklaşırken Amerika’da olduğumuzu bir kez daha hissedeceğimiz kulelere bakıyoruz. Austin çok değişik ve yaratıcı gelmiyor, diğer Teksas şehirleri gibi. Bizlerin alışık olduğu insanların cıvıl cıvıl sokaklarda yürüdüğü, onca dükkanın yan yana sıralandığı caddeler de yok. Her şeye rağmen bir tam günlük geziyle şöyle bir bakılması lazım Austin’e…

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here