Uyuşturucu ile karşılaşma anı!

0
58

Çok sevdiğim bir arkadaşımı görmek için okulda derslerin az yoğun olduğu bir dönemde işlerimi ayarlayıp arkadaşımın çalıştığı kente İzmit’e gittim. Gezmeyi çok sevdiğimden dolayı arkadaşımın beni çağırması güzel bir bahane olmuştu. İzmit’e yıllar önce gitmiştim; ancak şehir merkezinde kalma fırsatım olmadığından dolayı pek bilgim yoktu.

Havanın İzmir’e nazaran daha sert olduğu belliydi. Mart ayında olmamıza rağmen resmen donuyorduk. Hafta içi arkadaşım çalıştığından dolayı ancak akşamları görüşüyor; gündüzleri ise zamanımı harcayacak bir şeyler arama telaşındaydım. Başka bir arkadaşımın vesilesiyle internetten daha önceden tanıştığım biri vardı. O da İzmit’te öğrenciydi. İzmit’te olmam ve gündüzleri yapacak hiçbir şeyimin olmaması sebebiyle kendisine mesaj attım. Evinin yerini ve hangi dolmuşa binip oraya nasıl gidebileceğimi söyledikten sonra beni gelmem halinde duraktan alacağını belirtti.

UYUSUTURUCU

Soğuk ve hafif yağışlı havada yola çıktım. Söylediği durakta indim. Telefonuna çağrı attım. Bir yandan ellerim soğuktan titriyor bir yandan da kendisinin gelmesini bekliyordum. Uzaktan geldiğini fark ettim. Ona doğru yürüdüm. Daha önce internet haricinde görüşmemiş olduğumuzdan ilginç gelmişti. Ancak ilginç olan bir şey daha vardı. O soğukta ben donarken üstünde ince bir tişört vardı aynı zamanda iki yana yalpalayarak yanıma doğru geliyordu. Bu görüntü kafamda acabaları sıralarken, evine doğru yürümeye başladık. Asansöre bindiğimizde sağlıklı bir biçimde olmadığını daha iyi şekilde anladım. Kapıya geldiğimizde ise içerden yüksek sesli heavy-metal müzik ve yoğun sigara kokusu yükseliyordu. İçeri girdik. Tamamen şok edici bir görüntüyle karşılaşmıştım. İki tane ev arkadaşı büyük hoparlörlerin önünde yığılı ve kulakları hoparlörlere dayalı bir biçimde yatıyorlardı. İçerisi dumandan nefes almayı engelleyecek konumda, duvarlar ise sarı rengin bin bir farklı tonundaydı. Üzerimdeki şaşkınlığı atmadan ev arkadaşlarını tekmeleyerek bana hoş geldin demesini sağlayan Ozan hepten trajikomik bir olaya vesile oldu.

Kendilerine gelen ev arkadaşları bana hoş geldin diyerek oturmamı söylediler. Yüksek sesli müziğin kısılıp kısılamayacağını çekinerek aslında korkarak sorabildim. Kıstılar. Konuşmaya başladık. Bakışlarımdan anlaşılıyor olmalı ki hemen açıklama yapma ihtiyacı hissettiler. Çok mu kötü görünüyoruz? Sorusu ile konuşmayı desteklediler. İçimdeki gazetecilik kimliği de işin içine girince bu ortama girdikten sonra en iyi yapılacak şeyin konuşmak olduğunu anladım. Ozan’ın kaldığı ev aslında yerde yığılı olanlardan birine aitmiş. Çocukla konuşurken anne ve babasını yakın zamanda kaybettiğini onlardan yetim maaşı aldığını ve tek kalan malın bu ev olduğunu anlattı. Öğrenci olan ancak okullarına gitmedikleri her hallerinden anlaşılan ev sahibi arkadaşın tepkisizce hareket etmesinin sebebi de gayet açıktı.

Genç yaşta anne ve babasını kaybetmiş olmanın hiçbir akrabasının kendisine sahip çıkmamasının sonucunda önce alkole daha sonra da uyuşturucuya müptela olması hareketlerini derinden etkiliyordu. Daha önce uyuşturucu alanların ne şekilde davrandıkları hakkında bilgi sahibi olmadığımdan dolayı, buna şahit olduğum anda tanımlama yapamadım. Aynı evde kafa dengi arkadaşlarıyla beraber olduğundan uyuşturucu diğer arkadaşları da esir almıştı. Konuşmaya başladıktan sonra bir daha susmak istemedi. “Var ya iyi bir çocuğa benziyorsun, bir daha gelirsen İzmit’e bize gelir kalırsın, dertleşiriz.” Bu sözler üzerine duygulanmamak mümkün değildi. Ne amaçla orada olduğumu bilmiyordum ama hayatımda bir daha göremeyeceğim bir olayın tam ortasında kendimi bulmuştum. Korkarak girdiğim kapıdan geçen zamanla ortama uyum sağlamış, onları dinleyerek sıkıntılarını paylaşmayı kendime görev bellemiştim. Anlatmaya devam etti. “ Babam 70’li yaşlardaydı, SSK’lıydı hayati ilaçları vardı karşılamadılar, hastane yolunda can verdi. Ben kime inanayım kime güveneyim kimse destek olmadı. Sahip çıkmadı. Babam da öldükten sonra kaldım yalnız başıma onca akrabadan ses yok. Bir tek bu ev kuru bir maaş kaldı. Ne yapacağımı şaşırmıştım. Okulu bırakmak zorunda kaldım. Baba zamanında durumumuz çok iyiydi, yapmadığım denemediğim pislik kalmamıştı. Babam derdi hayatta her şeyin tadına bakacaksın; her türlü zevki deneyeceksin hayata bir kez geliyoruz başka dünya yok! Güzel bir evde oturuyorduk hizmetçilerimiz vardı. Biriyle babam diğeriyle ben birlikte olurdum. Hizmetçiyle olurduk yetmezdi oğluyla olurduk. Garip günlerdi Sonra iki kuruş para sıkıştırır yollardık. Böyle bir hayattı bizimkisi. Uyuşturucuyla da bu mantık üzerine tanıştım. Extacy tatlıydı. Renk renkti. Sarısı, kırmızısı, kahverengisi vardı. Her şeyi tatmak istediğimden dolayı ona da bulaştım param da vardı. Her rengin etkisi farklıydı. Bak Ozan’a dün son paramızla aldık sarısından; çocuk gece yarısı 10 km. hiç durmadan koştu aldı geriye dönerken de hap attı yine o soğukta koşturarak geldi. Bunun etkisi böyledir çıldırtır, fazla atarsan delirtir. Ben de geçenlerde fazla yüklendim, elime aldım fırçayı banyoya girdim tuz ruhu ve çamaşır suyuyla bütün fayansları fırçaladım gece 12’de başladım. Çıldırmış gibi sabah 7 ye kadar temizlik yaptım. Fayanslar aşınmış bayağı ama enerjimi attım. O arada telefonlar çaldı açtım hemen kapadım ara veremezdim, çok heyecanlıydı.”

Ben şok üstüne şok yaşarken kendi hayatımı sorguladım. Şükrettim sanırım. O anda onlarca neskafe ve paket sigaralar tükeniyordu. Bu tüketim de insanı şaşırtıyordu. Konuşma bitmedi bitemezdi çünkü içteki enerjini bir şekilde tükenmesi gerekiyordu.

“ Babam harbi adamdı ama garipti annemle beni döverdi, sertti, deliydi. Rusya’dan Moldova’dan kadınlar getirirdi. Ne paralar harcanırdı onlara. Beni sevmezdi belki de severdi ama söyleyemezdi; her dövdüğünde düşünürdüm bunu. Garip şeyler gördüm ben de katıldım ne gördüysem yapmaya çalıştım. Ama yaşayacağım her şeyi de yaşadım sanırım belki de şu anda böyle kaldım. Amacım kalmadı. Her şeyi yaşamak vardı ya temelinde buydu işin. Öldü gitti o dağ gibi adam annem ondan önce gitmişti zaten. Kaldım böyle yapacak bir şey yok elimde kalan da yok. Sarıldım bu haplara beni en çok seven en kötü anımda yanımda olan tek şey o çünkü.”

İş para kısmına gelmişti malum uyuşturucu ucuz ve herkesin tüketebileceği bir şey değildi. Para işi nasıl oluyor diye sorduğumda anlatmaya başladı.

“Babamdan kalan maaş var. Ozanla diğeri kredi alıyor öğrenci onları birleştirip idare ediyoruz. Bunu satan adamın en yağlı müşterisi biziz zaten adamın altında Doğan araba vardı şimdi BMW’ye biniyor. Biz olmasak bu adam da olmaz. Eskiden bize yalvarırdı ucuza verirdi şimdi efendi oldu dayılanıyor.”

Uyuşturucu satanların ne hallerde olduğunu en iyi özetleyen ifade buydu herhalde. Daha fazla kalamayacaktım arkadaşımın işten çıkma saati yaklaşıyor, evden ayrılma zamanımın geldiğini anlamıştım. Kendilerine söylediğimde kalmamı rica ettiler; ama kalamazdım. Sanırım bu kadar şok bir gün için yeterliydi. Hepsini öptüm gözlerim dolu dolu evden ayrıldım.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here