Issızlığın Güzelliğine Giriş Kapısı: Watson Lake

0
152

Amerika kıtasının en kuzeyinde yer alan Kanada, yaklaşık 10 milyon kilometrekarelik kapladığı alanıyla dünyanın en büyük ikinci ülkesi olmasına karşın, bu büyüklüğüyle ters orantılı bir nüfusa sahip. Nüfus konusunda sıralama üstlerinde yer alma gibi bir iddiası yok. Bu koca ülkede sadece 34 milyon insan yaşıyor. Kanada ismi, bugün Quebec şehri bulunan bölgede yaşamış olan St. Lawrence Iroquoian yerlilerin verdiği ve yerleşim yeri, köy anlamına gelen KANATA’dan geliyor.

Genelde bizce bilinen popüler destinasyonları olarak en büyük şehirleri Toronto, Montreal, Quebec ve batıda Vancouver, belki Whisler –gündeme gelmesi yapılan 2010 kış olimpiyatları nedeniyle. Ülkenin başkentin Ottawa olduğunu bilenler?

Issızlığın Güzelliğine Giriş Kapısı: Watson Lake

Watson Lake’in hemen girişinde bulunduğu Yukon bölgesinin ise kapladığı alan Türkiye’nin yaklaşık üçte ikisi (482 bin 443 km2) Nüfusu ise komik sayıda. Toplam 34 bin. Bunun 22 bini başşehir Whitehorse’ta yaşıyor, dolayısıyla koskocaman, yani 500 bin kilometreden biraz az alana topu topu 12 bin kişi düşüyor. Hayret mi ettiniz? Buradan daha tenhası var. Yine kuzeylerde yer alan Nunavut’ta, Türkiye’nin üç katı (2 milyon 93 bin 190 km2) olan bir alanda sadece 33 bin kişi yaşıyor.

Yukon‘a karadan ulaşılmasını sağlayan, Watson Lake’in sınırında yer alan eyalet British Columbia’nın alanı 950 bin km2, yaşayan kişi sayısı ise 4.5 milyon.

Watson Lake, Yukon’un ikinci en büyük şehri. Nüfusuna gelince, sadece 1500 kişi yaşıyor buralarda. Yer kürenin buralarında bu değerleri algılayabilmek zor.

Genel olarak kuş uçmaz, kervan geçmez Watson Lake’in de bulunduğu bu bölgelerin “canlanması” iki önemli nedenden dolayı oluyor. Birinci neden, çoğunluğu daha sefil, perişan, mutsuz, sadece azını ise zengin, mutlu kılan, geçtiğimiz yüzyılın deliliği “gold rush – altına hücum”, altın arayışları. İkinci neden ki esas önemli neden budur, geçmişteki varlığını güncelimizde de maalesef sürdüren, ihtiyaçların, icatların esas sebebi olan savaştır.

İkinci dünya savaşında Japonya tehlikesine karşı, okyanustan ulaşım tehlikeye giriyor. Bu yüzden stratejik bir öneme sahip Alaska’nın güneyde kalan diğer ABD eyaletleriyle karadan bağlantısının mümkün kılmak için yaygın bilinen kısaltılmış adıyla Alcan, 2 bin 450 km2‘lik Alaska – Kanada karayolu 8 ay kadar kısa bir sürede inşa ediliyor. Böylece Yukon’a giriş sağlanabiliyor, yani Watson Lake kuruluyor, önemi artıyor.

Alaska’ya giden ikinci önemli yol Stewart Cassiar karayolu da buraların çok yakınlarında Alcan’la birleşmektedir. Başta Stewart Cassiar karayolu olmak üzere, her iki yolda da manzaralar olağanüstüdür. Yeşilden kızıla zengin bir renk tonunda ormanlar, maviden yeşilin çeşitlerinde göller, şelaleler, buzullar. Hayvan çeşidi de öyle.

Doğal ortamda serbestçe yaşamaya alışmış vahşi hayvanlarla her an karşılaşmak olası dışı değil. Yavrularıyla dolaşan ayılar, tilkiler, yaban öküzleri, geyikler, size sanki hayvanat bahçesinde dolaşıyorsunuz hissini verebiliyor.

  1. yüzyıl sonlarında babasıyla beraber Kaliforniya’dan altın arayışına yollara düşen Frank Watson’un yolu buralara düşüyor ve evlenerek yerleşiyor. Havaalanı ve Alaska Kanada karayolu inşaatı esnasında barınma ve genel ihtiyaçları sağlamasıyla Watson Lake’in yerleşim yeri olarak önemi artıyor. Bu arada Alaska Kanada karayolu inşaatı esnasında, Watson Lake’in dünyaca meşhur olmasına neden bir olay meydana geliyor.

Carl K.Lindley isimli bir karayolu çalışanına bir dozer tarafından yıkılan yol tabelasını onarma görevi veriliyor. Onarım esnasında efkarlanıyor, ev özlemi çekiyor ve uzakta kaldığı yurdu olan Danver Illinois’i ve ona olan mesafeyi işaret eden bir tabela dikiyor. Yıl 1942.

Elli yıl sonra ziyarete geldiğinde tabela sayısı on bini aşmıştı. Bugün ise yüz bin çıvarında. Tabela sıklığı ve çokluğuna bakılacak olunursa, resmen orman, yol tabelaları yağmur ormanı sanki.

Yukon’un ikinci en büyük bu minik şirin Watson Lake’in hemen yanı başındaki Danışma Merkezinde aynı zamanda “eski zamanlar yaşamın” görüntülendiği çok hoş bir müze var. Ayrıca yazın açık olan bir “Kuzey ışıkları” gösteri merkezi de bulunmaktadır. Bu merkez kışın kapalı çünkü zaten tüm açık alanlar kuzey ışıklarına uygun gösteri merkezi oluyor.

Kuzey ışıkları – Aurora Borealis olan Kuzeydeki bu ışıklar, kutup ve yakın çevrelerinde dünya atmosferindeki parçacıklarının güneşten gelenlerle çatışması, çarpışmasıdır. Tabiat ananın, rengârenk tüllerin dansı şeklinde harika bir gösterisidir.

Yaklaşık 11 yılda bir güçlü görünebilme siklüsleri saptanmış. Kuzeyin gündoğumu anlamına gelen bu ışıklar, kimi Alaska yerlilerine göre insanların veya avladıklarının ruhlarının havada dolaşması şeklinde yorumlanmıştır.

Meraklısı olabilir, hemen eklemeliyim. Güney ışıkları da var, Aurora Australis bilinen adıyla. Ancak onların “gösteri menzili” sadece güney kutbuyla sınırlı, yerleşim bölgelerinden uzakta olmaktadır.

Watson Lake’in dün olduğu gibi bugün de hem Yukon’un girişi hem de kuzey British Columbia çıkışı için barınma, ulaşım lojistik önemi büyük. Hele bahsettiğim bu zengin flora ve faunaya karşın Alaska’ya tek esas karadan ulaşımının sağlandığı bu büyük bölge içinde insan azlığı, cep telefonların çekmedikleri, yollarda telefon kulübeleri olmadığı ve yerleşim yerlerinin birbirinden çok uzaklarda oldukları göz önünde bulundurulursa…

Buralara değinmişken çok yakınlarındaki bir konaklama yeri, olan, tesadüfen yaşamlarına ortak olduğum, Nugget City’den de biraz bahsetmek istiyorum. Bizdeki yumurta ve galeta unuyla kaplı kızarmış ufak tavuk parçaları kelime anlamından çok farklı olarak Nugget, buralarda işlenmemiş külçe altın anlamına geliyor.

Nugget City, bir zamanların suyu elektriği olmayan, zorlu kış günlerinde, ayı, kurt gibi vahşi hayvan saldırılarına karşın tetkikte olunması gereken ufacık bir çadırdan son derece konuksever, çalışkan ve yardımsever sahipleri Scott ve Linda sayelerinde bugünlerdeki lüks döşeli bungalovlarıyla, ıssız ve kötü yollar için çok gerekli olan araba tamircisiyle, lokantasıyla konforlu bir duraklama, konaklama, haline dönüşmüş bulunmaktadır.

Sahiplerinden Linda, madencilikle uğraşan bir aileden gelme. Kendisi de o zamanların ıssız ormanlar içinden geçen, zor ve uzun süren yol koşullarında kamyonlarla yeşim madeni taşımacılığı yapmış.

Şu anda Yukon yerleşim bölgesinin 4 yıldızlı, en lüks barınma yerlerinden biri sayılan Nugget City’nin bazı bungalov’larının malzemeleri ise Watson Lake’teki eski havaalanından teker teker ayıklanarak taşımış.

Bir zamanların “altına hücum edenlerin” hikâyesi gibi güncelimizdeki sahipler dört çocuklu Linda ve Scott’un mücadeleyle dolu “hazıra konmadan, kolaycılıkla, yoktan var olmama, mücadelelerle başarı elde etme” hikâyeleri ilginç geldi. Yaşamın 8-17 çalışma, trafikte cebelleşme sonrası eve ulaşmak, yemek yeme sonrası televizyon ve bilgisayarda oyun oynama, İnternet’te sosyal medyaya takılmadan ibaret olduğunu sananlara, bunların çarkının yıpratıcılığına takılanlara ithaf olunur bu son paragraf.

Aslında dünyamız ilginçtir, yeter ki bakma isteğimiz, merakımız olsun, yeter ki baktığımızı görebilme kabiliyetimiz olsun… (Yazı: Lakme Toktaş)

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here