Deniz Sarıhanlıoğlu, yerel lezzetlerin ve işinin hakkını veren işletmelerin izini sürüyor. Sosyal medyada Gezgin Kereviz ismiyle paylaşımlar yapan Sarıhanlıoğlu, seyahat etmeyi ve keşfetmeyi çok seviyor.
Asker babasının mesleği nedeniyle Türkiye’nin dört bir yanına seyahat eden Deniz Sarıhanlıoğlu, seyahat deneyimlerini, keşfettiği mekanları ve tattığı lezzetleri Gezgin Kereviz adını verdiği sosyal medya hesaplarında paylaşıyor. Seyahat etmek ve keşfetmenin ruhunu dinlendirdiğini, yüzünü gülümsettiğini ve kendine iyi geldiğini söyleyen Sarıhanlıoğlu, herkese sınırları zorlamayı öneriyor.

Seni çok kısa tanımak istesek?
Ben Deniz Sarıhanlıoğlu, 1982 yılında İzmir‘de doğdum, evliyim ve 10 yaşında bir kızım var, Halkla İlişkiler uzmanıyım, yaklaşık 2 yıldır sosyal medya hesaplarımdan Gezgin Kereviz projesi ile ilgili paylaşımlar yapıyorum.
Seyahat tutkusu hobiden daha öteye nasıl geçti?
Seyahat tutkusundan ziyade benim yaşam biçimim bu, asker bir babanın kızı olarak 6 yaşımdan beri; yerleşik hayat benim için pek mümkün olmadı. Çoğunluğun yadırgadığı ve zorlandığı bu durum, benim standardım oldu. Yeni bir yer görmek, gittiğim yeri anlamak, sindirmek, içine dahil olmak benim için vazgeçilmez bir olay. Üstüne üstlük anlatmayı seviyorum, yanımda yakınımda kim varsa kolunu çekiştire çekiştire parmağımla göstere göstere dahil etmek istiyorum yaşadığım ana, hele bir de reaksiyon alırsam değmeyin keyfime.

Deneyimlerini Gezgin Kereviz ismiyle paylaşıyorsun. Bu isim nereden çıktı?
Kardeş şakasıydı aslında, kardeşim Ozan’a ozan borazan diyordum o da bana deniz kereviz, bu şaka zamanla benim takma ismim oldu, arkadaşlarım sevdi ben alıştım ve kişisel hesabımı denizkereviz olarak açtım sonrasında da belli bir kitleye ulaşınca değiştirmek istemedim. Yüz yüze tanışmadığım ya da beni takip etmeyen kişilerin bile ismimden dolayı benden haberlerinin olması kerevizin başarısı aslında, akılda kalıyor.
GezginKereviz.com bloguna girenleri neler bekliyor?
Seyahat deneyimlerim, keşfettiğim mekanlar ve özellikle tattığım lezzetler, gastronomi özel merakım.
Özellikle mekan ve yeme-içme konularında çalışıyorsun. Bu alana nasıl geçiş yaptın?
Büyükbabam Kemeraltı çarşısında tandır ustaydı, kardeşlerinin biri salep ve limonata diğeri ise tatlı pasta ustalarıydı. Çocukluğum müthiş sofraların hazırlandığı mutfaklarda geçti, anne annem lokma döker bütün mahalleyi toplardı. Ramazan ayında mutlaka ekmek dolması yapılır bunun için günler öncesinden plan yapılırdı, rahmetli büyükbabam; istediği gibi bir tulum peyniri ya da zeytinyağı bulduğunda çarşıdan dans ederek gelirdi. Benim yeme içmeye olan merakım böyle başladı, aksi düşünülemezdi, öylesine bir şey asla pişmedi evimizde. Anladım ki gezdiğim müddetçe hep yerel lezzetlerin ve işinin hakkını veren işletmelerin izini sürüyorum. Bunları da paylaşmaya başladım ve çok olumlu tepkiler aldım. İzmir, antik çağdan bu yana gastronomik açıdan büyük zenginliklere tanık olmuş çok önemli bir merkez, ben de yaşadığım şehir başta olmak üzere bu lezzetleri tanıtmaya çalışıyorum.
[button color=”” size=”” type=”square” target=”” link=””]
En’leri & İlk’leri
En sevdiği yurt içi destinasyon: Kuzey Ege; Ayvalık, Cunda, Edremit, Güre, Yeşilyurt, Adatepe, Assos
En sevdiği yurt dışı destinasyon: İspanya
İlk yurt dışı seyahati yaptığı yer: Hırvatistan
Şu an bileti olsa gideceği ilk yer: Kamboçya
En son seyahat ettiği yer: Yunanistan Leros Adası
[/button]
Seyahatlerinde yaşadığın en ilginç ve unutamadığın bir anı paylaşabilir misiniz?
Karadağ’da Kotor diye bir şehir var, çok küçük bir ülke ve dolayısıyla çok küçük bir şehir. Macera ruhlu olduğumuz için de; bir yandan dağ tepe tırmanırken etrafımızda pek kimsenin olmadığını fark ettim, sadece bir an için kendimi her şeyden çok uzakta hissetim ve bu sadece beş dakika sürdü çünkü tam Adriyatik’i izlemeye başlamıştık ki liseden bir arkadaşımın Deniz diye bağırmaya başlamasıyla gerçek dünyaya döndüm, evet dünya küçük bir köy.

Son olarak söylemek istediklerin?
Ben, bana iyi gelen şeyi buldum, ruhumu dinlendiren, saçlarımı parlatan , yüzümü gülümseten şeyi, seyahat etmeyi ve keşfetmeyi. Çoğu insan haklı olarak bunun yalnızca maddi olanaklarla gerçekleşebileceğini düşünüyor, oysa hayat denemeden karar vermek için çok kısa. Önerim sınırlarını zorlamaları ve en iyiyi hak ettiklerine ikna olmaları. Hayatta var olacağımız süreyi bilmiyoruz ve bence her yeni gün yeni tur yeni şans. Elimden geldiğince motivasyon odaklı paylaşımlar yapmaya devam edeceğim umarım beni yalnız bırakmazlar çünkü o zaman hiç eğlenceli olmuyor.